İçeriğe geç

Bavul Hikayesi

    Aslında güne iyi başlamıştım. Çoluk çocuk güzel bir kahvaltıdan sonra hazırlanıp işe doğru yola koyuldum. Onu görene kadar her şey yolundaydı. Kaldırımda bekliyordu, ben ise arabada. Ama gördüm işte.

    Orta yaşlarda biriydi sanırım. Öyle dikkatlice bakmadım. Tarif et denilse yapamam. Sadece bavulu ile öylece dikilen bir adam.

    Koca gün geçti, gecenin bir yarısı. Aklım hâlâ bavulda. Uğraşıp duruyorum. Böyle dediğime bakmayın, o bavulu alıp eve getirmiş filan değilim. Aslında ben öyle bavulla bir başına birini görünce “Gel bi’ yemek yiyelim kardeşim, çay da içeriz. Biraz soluklan. Anlatırsan dinlerim ben seni.” demek isterim. Belki bavulu da yüklenirim. Sonra en uygun yere götürür bırakırım. Ama bugün sadece bir an gördüğüm o bavulu bırakamadım.

    Bir yandan diyorum ki, ne yapmış oldum ki şimdi ben? En fazla uykum kaçtı. Bavuluyla yapayalnız orada kalakalmış adamın ciğeri yanmış, benim de biraz uykum kaçsın. Ne olacak! Bir şey yapamadık, bari hüzünlenmeyelim mi?

    İsterim ki adam bilsin, bütün âlem ona karşı değil. İşte birisi daha onunla hüzünleniyor. Bir kişi onu haklı görüyor. Adam bilse belki ferahlayacak, sevinecek.

    Belki adam benim üzüntüme gülecek. Her bavula üzülünmez çünkü. Mesela tatil bavullarına niye üzüleyim. Bayram ziyaretine gidenlerin bagaja sığmayan bavullarına üzülmek olur mu? Ya da okumaya giden gencin bavuluna üzülünür mü? Belki hafif bir hüzün…

    Bir kere büyük olacak bavul. Uçak kabinlerine sığan küçük bavullara üzülmemek gerektiğini bilirim mesela. Öyle birkaç günlük seyahat valizi olmayacak yani. Bir de spor çantalar, sırt çantaları filan var, onlara da üzülmem. Belki bavulun tekeri olmayacak. Olsa da bir türlü dönmeyecek. Taşıyan kişi ancak dinlene dinlene taşıyacak. İçinde sadece sıradan giysiler değil, yorgunluk olacak. Belki acı hikâyeler, bilineni terk etmeler, bilinmeze yolculuk olacak.

    Bavula eşyaları yerleştiren kişi ruh burkuntularıyla koyacak elindekileri. O fermuar kapandığında geçti zannedilenler geçmemiş olacak. Bir ucundan sürükleyip götürürken tam olarak nereye, neden gittiğini bilmeyecek. İşte benim canımı yakan bavul bu bavul.

    Böyle bir bavulu taşıyan kişiyi nerede görsem tanırım. Konuşmaz o, sadece yürür. Gülmez de ağlamaz da. Ağlarsa bu dediğim bavul henüz hazırlanmamıştır. Ya da hâlâ konuşuluyorsa. Kadın erkek ağlarız ve konuşuruz biz. İkisi de iyi gelir. Asıl ağlamamak ve susmak derttir.

    Bavulu taşıyan orta yaşlarda bir adamsa Allah’ın imtihan ettiği bu kulun işin üstesinden geleceğini düşünürüm. Öyle ya, ne dem baki ne gam baki. Ama ya kadınsa? Her kadın bir babanın kızıdır. Hiçbir baba evi asla kapanmamalıdır evladına. Ama dönülen ev çıkıldığındaki ile aynı mıdır? Yine de baba yüreği deryalar gibi engin olmalıdır. Babalara bu yaraşır.

    Bavulu taşıyanın saçına sakalına ak düşmüş ise vefasızlık üşütür içimi. Hanesine, sofrasına, yüreğine nice çokları sığdıran koca adam bir odaya sığdırılamamış öyle mi? O amcanın, kalbinde dağlar kadar hüzünle çıktığı evin sahibine demek isterdim ki dur önünde, gönderme. Al bavulunu. Elini öp, ayaklarına sarıl. Bırakma beni, de. Eğer gidersen mahvolurum, de. Yalvar yakar ikna et. Pozisyonum, kariyerim, sosyal medya hesaplarım, bankadaki param, lüks aracım beni kurtarmaz, de. Sendedir akıbetim, ocağına ikinci kez düştüm, de. İlk ocağına girdiğin zamanı hatırlarsa kıyamaz, biliyor musun? Kalır. Böylece kurtarırsın Allah’ın izniyle.

    Bavulu taşıyan gençse başka türlü bir acı içimi yakar. Suçlu sen değilsin kardeşim demek isterim. Çünkü anlatamadık, biz örnek olamadık. Hayra davet edemedik. İyilerle tanıştıramadık. Sevgimizi gösteremedik, sevmeyi öğretemedik. Düştüğün yerden kaldıramadık. Kötülere engel olamadık. Seni senden çalanlara karşı duramadık. Sonra faturayı sana kestik.

    Yine de gitme, demek isterdim. Anneni gözü yaşlı, babanı kendi içine ağlar halde bırakma. Abinin ablanın dünyasını başına yıkma. Dışardaki sırtlanların, vampirlerin sana değer vereceğini sanma. Bilinmeze yürüme. Aynı delikten tekrar ısırılma. Gencecik fidansın. Hata etmiş olabilirsin. Senden ümit kesmem, demek isterdim. Sen de hayattan, bizden ümidini kesme. Sen de neyin hatırı varsa onun hatırına geri dön, demek isterdim.

    Evet, bavulla başım dertte. Galiba bavulu icat etmek kimselere iyi gelmedi.