İçeriğe geç

Berâ b. Mâlik Kimdir? (radıyallahu anhu)

    Berâ b. Mâlik radıyallahu anhu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Medine’ye hicret ettikten sonra Müslüman olmuştur. Bedir Savaşı hariç bütün savaşlara katılmıştır. Huneyn Gazvesi’nde Müslüman ordusu dağılmışken Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin yanından ayrılmayan sahabilerdendir.

    Kaynaklarda zayıf, saçları genellikle dağınık, kısa boylu ve güzel sesli olduğu rivayet edilmiştir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi veselleme on yıl hizmet etmiş Enes b. Mâlik radıyallahu anhunun kardeşidir.

    Hakkındaki rivayetlerin çoğu cesareti ve savaş hünerine dairdir. Müslüman olmadan önce ve sonra yüzden fazla teke tek çarpışmaya girmiş, hepsinde düşmanlarını yenmiştir. Sahte peygamber Müseylimetü’l-Kezzâb’a karşı yapılan savaşta büyük kahramanlıklar göstermiştir. Farslara (bugün İran) karşı yapılan Tüster savaşında şehit olmuştur. Allah ondan razı olsun.

    Hayatından birkaç hadiseyi sunuyoruz.

    Berâ b. Mâlik Sahte Peygambere Karşı

    Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin vefatından sonra Müseylimetü’l-Kezzâb adında bir sahtekâr peygamberlik iddiasıyla ortaya çıktı. Araplar arasında savaşlardaki becerileriyle tanınan Esedoğulları kabilesinden kırk bin asker desteği alınca Yemâme bölgesinde zekât vermeyi reddedip kendine taraftar toplamaya başladı.

    Bu fitneyi ortadan kaldırmak isteyen Hz. Ebu Bekir radıyallahu anhu Müseylime üzerine ordular gönderdi. İlk gönderilen Müslüman ordusu yenilgiye uğrayınca Hâlid b. Velîd radıyallahu anhu komutasında bir ordu daha gönderdi.

    İkinci İslâm ordusu da Müseylime karşısında zafer elde edemedi. Müslümanlar son bir taarruz için hazırlanmaya başlamışken Hâlid b. Velîd, Berâ radıyallahu anhuyu Müslüman ordusunun ön saflarına gönderdi ve Müslümanları cesaretlendirmesini istedi. Berâ b. Mâlik radıyallahu anhu atına binerek şu konuşmayı yaptı:

    – Ey Ensar topluluğu! Şu andan itibaren hiçbiriniz Medine’ye dönmeyi düşünmesin. Ardınıza bakmayın! Artık önünüzde yalnızca şehadet ve cennette Allah’a kavuşmak var!

    Bu sözler üzerine atını Müseylime’nin üzerine sürdü. Berâ b. Mâlik’in cesaretinden ve gözü pekliğinden etkilenen Müslüman ordusu bütün gücüyle taarruza kalktı. Bu taarruz başarıya ulaştı ve Müseylime’yi kaleye kadar sıkıştırdılar. “Hadîkatü’l-Mevt” (Ölüm Bahçesi) olarak bilinen, surları tahkim edilmiş bu kalede Müseylime savunmaya geçti. Kalenin duvarını aşamayan İslâm ordusu son darbeyi vuramıyordu. Berâ b. Mâlik, Ensar’dan bir grup sahabeyi toplayarak şöyle dedi:

    – Aranızda en zayıf ve hafifiniz benim. Kale kapısının yakınında beni bir kalkana çıkartarak mızraklarınızla kaldırıp surların arkasına atın. Ben size kapıyı içeriden açarım.

    Berâ radıyallahu anhunun cesaret ve savaşma kabiliyetini bilen Ensar topluluğu, söyleneni yaparak onu kale kapısına yakın bir noktada surların içerisine attılar. Düşman ordusunun üzerine yıldırım gibi düşen Berâ radıyallahu anhu tek başına savaşarak kale kapısını açmayı başardı. Savaştan sonra görüldü ki Berâ radıyallahu anhu yetmişten fazla kılıç ve mızrak yarası almıştı. Neticede Müseylime sahtekârı Hz. Vahşi radıyallahu anhu tarafından öldürülmüş, böylece sahte peygamber fitnesi ortadan kaldırılmıştır.

    Tüster Savaşı’ndaki Kahramanlığı ve Duası

    Hz. Ömer radıyallahu anhunun hilafeti döneminde İslâm ordusu İran topraklarına kadar ulaştı. Ancak “Tüster” isimli bir kale fethedilemiyordu. Kalenin duvarları yüksek, surları tahkim edilmiş haldeydi. Ayrıca İranlılar o güne kadar Müslümanların görmediği bir yöntemle savunma yapıyordu.

    Bu savunma şöyleydi: İran askerleri, surların üzerinden uçlarına öldürücü olsun diye ateşte kızdırılmış kancalar bağlı zincirler fırlatıyor, bu kancaların isabet ettiği İslâm askeri şehit oluyordu.

    Kancalardan birisi Berâ b. Mâlik’in kardeşi Enes b. Mâlik radıyallahu anhumâya isabet etti. Kancanın sıcaklığından eliyle tutup çıkaramayan Enes radıyallahu anhu İran askerleri tarafından kalenin duvarlarına doğru çekilmeye başladı.

    Onu bu halde görenler yardım etmeye çalışsa da kancaya dokunduklarında elleri yanıyor, kimse dayanamıyordu. Kardeşini bu halde gören Berâ b. Mâlik radıyallahu anhu elinin derisi erime pahasına kancayı çıkartarak kardeşini kurtardı. Hz. Enes kurtulmuştu, ancak Berâ radıyallahu anhunun elinde kemikten başka bir şey kalmamıştı. Fakat o diğer eliyle savaşmaya devam etti.

    Müslüman ordusunun komutanı daha sonra Berâ b. Mâlik radıyallahu anhunun yanına gelerek şöyle dedi:

    – Ey Berâ! Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem senin hakkında şöyle buyurdu: “Saçı başı dağınık, eski elbiseler giydiği için önem verilmeyen öyle kimseler vardır ki, şöyle olsun diye dua etseler Allah isteklerini geri çevirmez. Berâ onlardandır.” Ey Berâ! İslâm ordusu zor durumda, Allah’tan zafer iste.

    Bunun üzerine Berâ radıyallahu anhu şöyle dua etti: “Allahım, Müslüman ordusuna zafer ihsan eyle. Düşmanlarını hezimete uğrat. Bizden yardımını esirgeme. Beni de bu savaşta Resûlün Muhammed sallallahu aleyhi veselleme kavuştur!”

    Nitekim İslâm ordusu kısa süre sonra kaleyi fethetmiş, Hz. Berâ radıyallahu anhu o savaşta şehit olmuştur. Allah ondan razı olsun.