İlim, bilmek demektir. Bilenlerle bilmeyenlerin bir olamayacağı yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de bildirilirken, fahr-i kainat Efendimiz (aleyhi’s-selatu ve’s-selam) ilim öğrenmenin her bir Müslümana farz olduğunu buyurmuştur. Hangi iş olursa olsun bilen kişi doğruyu yapar, bilmeyen hata eder. Bir şeyi hakkıyla bilmek ve insanlara faydalı olmak için öğrenilen ilim menfaat verir. Bir statü kazanma, kendini üstün görme, halkın teveccühünü almak için öğrenilen ilim kişiye zarar verir. Her mümin ilmi Allah (celle celaluhu) için öğrenmeli, hem dünyasına hem ahiretine fayda verecek ilme yönelmeli, ilim öğrenirken Rasulullah Efendimizin (aleyhi’s-selatu ve’s-selam) şu ikazını aklından çıkarmamalıdır: “Her kim ilmi şu dört şey için öğrenirse cehenneme gider:
1. Diğer alimlere üstünlük taslamak için.
2. Sefih insanlarla münakaşa etmek için.
3. Halkın teveccühünü kendi üzerine çekmek için.
4. Hükümdarlardan ve devlet ricalinden mal-mülk, hürmet, makam ve mevki elde etmek için.” (Tirmizi, İlim, 6)
