İçeriğe geç

Hayalden Hayata

    Maarif davası, medeniyet tasavvurumuzun kilit taşıdır. Yani isabetli hayaller, güzel niyetler ancak iyi bir eğitim ile mümkündür. İşte üç aydır merakımızın istikametini arama sebebimiz budur. Eğitime ayırdığımız yılları en verimli şekilde değerlendirmeyi başardığımızda inşa etmeye çalıştığımız medeniyetimiz, doğrulacak ve yoluna koyulacaktır. Hâsılı kurmaya çalıştığımız şey, hayalden (tasavvurdan) hayata (medeniyete) uzanan bir köprüdür. Bunun için Mostar Gençlik olarak çalışırken bir medeniyet tasavvurundan ilham alırız, heyecan duyarız. Bu heyecanla yola koşarız. Bu ilgi ve merakla yeni bilgilere, yeni coğrafyalara, yeni gönüllere uzanırız.

    “Dostun evi gönüllerdir / Gönüller yapmaya geldik” diyerek Yunusca bir heyecan taşırız sinemizde. Yaptığımız hayallerimizi hayata aktarma gayretidir.

    Delikanlı zamanlar

    Bizim dünyamızda hayal bir kuru gürültü, boş bir heves değil, halis bir niyettir. Her şey bir hayalle başlar. Düşüncelerimize gençliğin heyecanının yansıdığı o demler geldiğinde lise hayatımız da başlamış demektir. Çocukluk döneminin geride kalıp hayatın anlamını aramaya başladığımız günler, geleneğimizde “delikanlı” zamanlar olarak da nitelendirilir. İşte hikâyemiz tam da bu zamanlarda başlar.

    Hikâyemiz, hayat serüveninde geride bıraktığımız izlerin, yani hatıralarımızın toplamıdır. Unutulmaz arkadaşlıklar, seçtiğimiz meslek, durmadan koştuğumuz o anılar bu dönemde birikmeye başlar. Hayallerimiz, yani düşüncelerimizde kurduğumuz başka bir dünyadır. Ulaşmaya gayret ettiğimiz hedefler, çıkmaya çalıştığımız bir zirvedir.

    Onların hayali gerçek oldu

    Sultan Murat da hayal kurmamış mıydı? Oğlu Mehmet’e bakıp gözlerinde İstanbul’u görmüştü. Selâhaddin Eyyûbî düşünde Kudüs’ü gördü ve bir hayal kurdu. İnsan gündüz neyi düşünürse, neyle dertlenirse, gece rüyasına o gelirmiş. Hatta rüyasına girmiyorsa düşüncelerin, hayallerinin yeterince peşlerine düşmediğine işaret sayılmış. Fatih olmak için Sultan Mehmet nasıl da çalıştı. Nasıl da tüm ters rüzgârlara göğüs gerdi. İstanbul’u alacağım dedi, gayret etti. Hayalindekileri tatbik etti, hayat buldu. Konstantin, İstanbul oldu. Sultan Mehmet’in tasavvuru tahakkuk etti.

    Hezarfen bir hayal kurdu. Uçmak istedi, uçmayı düşündü, denedi. Hayat buldu. Hayata dokunan hayaller kurmak belki tüm bu isimlerin ortak özellikleri. Hayat bulan hayaller… Hayalimiz, niyetimiz ne ise düşüncemiz de odur. Hareketlerimiz, yapıp ettiklerimiz işte bu düşüncelerin tezahürüdür.

    Bizim sıramız

    Öyleyse biz de merakımızın istikametini çizeceğimiz bir niyet kuralım. Gelin bir dert ile dertlenelim. Gelin sorumluluklarımızın farkına varalım. Gelin bir hayal kuralım. Eskimeyene, sönmeyene, yitmeyene doğru bir hayal…

    Bir hayal kuralım ve sevindirelim Sultanlar Sultanı Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemi. Bir hayal kuralım hem bu dünyamız için hem de ahiretimiz için faydalı, gözümüze ışık, gönlümüze nur olsun.

    Öyle bir hayal kuralım ki içimizdeki tüm karanlıkları söndürsün. Öyle bir hayal kuralım ki sabahları yataktan kalkarken bizi üşenmekten kurtarsın. Kitaplarımız bize yük değil, muhabbet olsun. Kalem hep unutulan bir gereç değil, hava gibi su gibi olmazsa olmazımız olsun. Not defterlerimiz kadim dostlarımız olsunlar. Bir hayal kuralım. Haydi!