İçeriğe geç

Herzl, bir Siyonist devlet istiyordu ancak bu devleti kuracağı topraklarda Osmanlı vardı. Osmanlı yıkılmadan ve Abdülhamid Han devrilmeden bunu nasıl sağlamayı planlıyordu? Abdülhamid Han bu planlara karşı ne yapıyordu?

    Bu sorunun cevabını bizzat Theodor Herzl veriyor zaten. Ona göre Siyonizm’in hedefi olan devletin kurulabilmesi için ilk önce Osmanlı Devleti’nin yıkılması gerekiyordu ve Herzl de bunu beklemeleri gerektiğini biliyordu. Yani Abdülhamid Han Osmanlı tahtında olduğu sürece böyle bir devletin kurulamayacağının farkındaydı. Ancak bu noktada bir teklifi vardı: “Siyonizm’in amaçlarına ulaşabilmesi için bu devletin dağılmasını beklememiz gerekiyor. Fakat bu arada devletin çöküş sürecini hızlandıracak çalışmalar yapmalı ve bunlara ağırlık vermeliyiz.” Osmanlı’nın çöküşünün hızlanması demek Sultan Abdülhamid Han’ın tahttan uzaklaştırılması demekti. O nedenle ilk hedef olarak o belirlenmişti. İçeride ve dışarıda ona muhalefet halinde olan her türlü yapı ile dirsek temasına geçtiler ve her türlü desteği sağladılar. O dönemde finans ve medya küresel boyutta yine Yahudilerin elindeydi ve bu gücü gayet etkili kullandılar. Siyonistler küresel politikaların belirlenmesinde de etkili bir role sahipti. Bütün bu güçlerin ellerinde toplanmış olması doğal olarak Sultan Abdülhamid Han’ı tedirgin ediyordu. Bu tedirginlik de devamlı teyakkuz halinde olmasına sebep oluyordu. Siyonistlerin işbirliği yaptığı ve gizlice destekledikleri İttihatçı yapıdan da haberdardı. Doğal olarak etrafı düşmanlarla kuşatılan bir lider olarak hem halkını hem de devletini korumak için çeşitli siyasî manevralar yapıyor, küresel siyasette denge politikası kullanarak devletin çöküşünü engellemeye gayret ediyordu. Ancak en başından beri söylediğimiz gibi içerde ve dışarda bu kadar çok haine ve düşmana karşı neredeyse tek başına mücadele ediyordu. Devlet en zor zamanlarındaydı ve kaht-ı rical, yani adam yokluğu elini kolunu bağlıyordu. Evet; bu kadar düşmanla mücadele ederken etrafında kendisine yardım edebilecek neredeyse tek doğru düzgün devlet adamı yoktu. Sadrazamlığa getirdiği isimler İngiliz ya da Rus yanlısı siyaset yürüterek devleti kurtarabilecekleri gibi gerçekçi olmayan hayallerin peşinde savruluyorlardı. Onun etrafındaki devlet bürokrasisini bu kadar sık değiştirmesinin sebebi buydu.