Kuran Bana Yeter Diyenlere Cevap ve Reddiye!

Ayette şöyle geçer: “Yemin olsun, aralarında çıkan anlaşmazlıkları, ihtilafları sana getirip (Efendimize ﷺ hitaben) sonrada onlara verdiğin hükme teslimiyet husunda kalplerinde her hangi bir sıkıntı duymadan tam anlamıyla teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.

Bakın, bu ayet sahabeye inmiştir. İlk etapta sahabeye hitaben söyleniyor. Fakat, arka planda tüm ümmete hitap etmektedir.

Bu ayetin indiği ortamı bir düşünün! Mesela sahabeden iki kişi arasında bir arazi anlaşmazlığı çıkmış diyelim. Kuran diyor ki yemin olsun ki bu davayı sana getirmek zorundalar – getirecekler.

Getirdikleri zaman sen bir hüküm vereceksin ve o vereceğin hükme tam anlamıyla teslim olacaklar. Olmazlarsa iman etmiş sayılmazlar.

İşte sahabe böyle korkunç bir bıçak sırtı hayat yaşamıştır. Peki biz onlardan daha mı fazlayız? Allah Teala bizlere torpil mi geçmiş! Bizim meselelerimizi ve anlaşmazlıklarımızı Efendimize ﷺ götürmeye ihtiyacımız yok mu?

O sahabeleri mecbur tutan Kuran’ı Kerim bizi azat mı kılmış ve “hadi gidin siz bildiğiniz gibi yapın” mı demiş?

Bizde Efendimize ﷺ gitmekle mükellefiz. Efendimiz yok, o zaman nereye gideceğiz? O halde sünnete başvuracağız. Peki sünneti kaybolmuşsa ne olacak? Böyle bir şey hep yanlış bir algının kurbanıdır arkadaşlar.

Özellikle günümüzde hadisler hakkında o kadar çok şey söyleniyor ki cami cemaatinin hadis duyunca midesi bulanıyor.

Peygamberden 250 sene sonra Buhari diye biri yaşamış. Hadisler böyle havada uçuşurken tutmuş ve yakalamış.

İşte alıntı da ki gibi düşünceye sahip karikatür durumu var ortada! Günümüzde böyle bir indirgeme operasyonu gerçekleştirilmiştir. Çünkü hadisi hayatımızdan kazımaya çalışıyorlar.

Peki biz, yazının başında anlattığımız ayetin hükmünü nasıl yerine getireceğiz? Sahabe aralarında çıkan çekişmeli işlerde Efendimize ﷺ başvurmakla mükellef tutulmuştu ve onun hükmüne tam anlamıyla teslim olmak zorundaydı, peki biz nereye gideceğiz?

O zaman Kurana gidelim!

Her şeyi Kuranda bulamayız ki kardeşim. Mesela nisa suresinde evlenilmesi haram olan kadınlar tek tek sayılıyor. Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, neneleriniz, kardeş çocukları, eşinizin başka erkeklerden olan kızları, süt kardeşleriniz gibi toplam 14 sınıf kadın sayılmaktadır.

Kuran açık bir şekilde bunlarla evlenmeniz haramdır demekte sonra “bunların dışındakiler size hela kılındı” demektedir.

Bunların arasında kişinin kendi torunu yok! Şimdi kişi kendi torunu ile evlenebilir mi? Yahut kızını babanla evlendirebilir misin? Yahut kardeşinin torunuyla evlenebilir misin?

Kuranda geçmezse evlenebilirsin.

Bu nedir biliyor musunuz bu bir cinnetdir. Bunun adı cinnettir ve başka bir şey değildir. Bu ümmeti bu noktaya getirip kendi torunuyla evlendirecek bir nesil ortaya çıkaracak bir cinnet!

Ama asıl mesele bu anlayışı kafaya kazan kişilerdedir. Bunlar kişinin kendi torunuyla evlenebilir diyecek çünkü Kuranda yazmıyormuş. Şimdi soruyorum size bu Müslümanlık mıdır arkadaşlar! Aradığımız her şeyi Kuranda bulabiliyor muyuz?

Bize “Kuran yeter” diyen efendiye sorun! Kişi kendi torunuyla evlenebilir mi? Kişi kendi kızını babasıyla evlendirebilir mi? Bunun cevabı Kuranda yok. Tam manasıyla Kuran diyor ki “bu on dört tanesinin dışındakiler size helal kılınmıştır”.

Ne diyecekler? Yeni bir din mi getirilecek kişi kendi torunu ile evlenebilir diye! Bunun aksine Peygamberin sünnetini baz alalım ve onu örnek alalım diyeceğiz. Sünnete baktığımızda Efendimiz ﷺ diyecek ki “bu haram”!

Peki nasıl diyecek bunu! Kuranın kapattığı bir kapıyı açma yetkisi mi var? Ya da açık bıraktığı bir kapıyı kapatma yetkisi mi var? Eğer kafasına göre söylerse yok! Ama Kuran dışı bir vahiy alma durumu varsa var!

Peygamber Efendimiz ﷺ kuran dışında Allah’tan başka bir vahiy almış mıdır? Elbette almıştır. Ğayri metluv dediğimiz Kuran dışı vahiyvardır.

Şu an kıldığımız namazı Peygamber Efendimiz ﷺ nasıl öğretti bize! Hangi vakitte kaç rekat kılacağımızı Efendimiz ﷺ neye dayanarak öğrettti! Elbette Kuran dışı bir vahiyle öğretti.

Cebrail (as) bir gün namaz vaktinin ilk vaktinde geldi ve Efendimize imam oldu namaz kıldırdı. Ertesi gün son vaktinde geldi imam oldu namaz kıldırdı ve dedi ki: Ey Muhammed işte öğlen namazının vakti bu ikisi arasıdır. Onun fiili ile Efendimiz ﷺ vakitleri, namazı, rekatları vb. öğrendi.

Sonuç olarak Allah rızası için bu operasyona gelmeyelim! Bu din 1440 senedir sünnetin rehberliğinde ve sahabenin rehberliğinde tebliğ edildi.

Birisi Efendimizin ﷺ yaşadığı İslam nasıl İslam’dı diye sorsa bunu sahabede ve sahabenin naklinde bulacaktır. Başka bir alternatifi yoktur. Bunun adı ehli sünnet, mezhep, bölücülük… Adı çok önemli değil!

Önemli olan hadisenin kendisidir. Çünkü zamanımızda ben vahdetten ve tevhiden yanayım diyen adamın yaptığı işin adı böyle iken fiili bölücülük olmuştur. Bu çok başka bir durumdur. Dolayısıyla kim bunun adına ne derse desin!

Biz Allah’ı razı Efendimizi ﷺ memnun edecek bir hayat yaşamak istiyorsak yani din yaşamak istiyorsak bu ehli sünnet vel cemaattir. Tarih boyunca böyle oldu bugünde böyle olacak ve olmak zorundadır.

Allah Teala bizleri Kuran ve Sünnetin yolundan ayırmasın inşallah. Amin.


İpucu:

Yazıların arasında bulunan mavi kelimelerin üzerine tıklayarak o kelime hakkında yazdığım ayrıntılı makaleye ulaşabilirsiniz.

Paylaş:

Bu makaleyi sosyal ağlarda paylaşarak daha fazla kişinin öğrenmesine vesile olabilirsiniz.

Son Güncelleme: 2 hafta önce

Bir Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir