İçeriğe geç

Tedbirin Zararı Yok

    S.Ö: Selamün aleyküm üstad, Maraş merkezli iki büyük deprem yaşadık. Hepimiz bilfiil yaşamasak da yakınlarımız, akrabalarımız, arkadaşlarımız oradaydı. Büyük bir yardımlaşmayla elimizden geldiğince canı kurtarmaya çalıştık. Güzel gelen her haber birer teselli oldu.

    N.C.K: Aleyküm selam dostum, ülkemizin deprem gerçeğini maalesef acı bir şekilde hatırlamış olduk. Tekrar birlik ve beraber olarak, yardımseverliğimizi göstererek en hafif zararla atlatmaya çalışıyoruz. 

    S.Ö: Evet, haklısın. Deprem bir gerçek fakat şunu hepimiz gördük. Bazı binalar bu kadar şiddetli iki deprem ve yüzlerce artçısına rağmen yıkılmadı. Yine TOKİ’lerde de aynı şeyi görüyoruz. Yani eğer tedbirimizi alırsak daha hazırlıklı olmak mümkün. Deprem ara sıra yokluyor bizi. Uzmanların söylediklerine göre İstanbul’da büyük bir deprem bekleniyor. Ege’de de bir deprem olabilir, Bingöl’de de… Ülkemiz fay hatlarının üzerinde ve buna göre yaşamalı tedbir almalıyız deniliyor.

    N.C.K: Evet kimse kesin bir tarih ve hüküm veremez ama hiç deprem olmayacak olsa bile önlemini ve tedbirini almak her müslümanın görevi. Öncelikle yapısal bazı önlemler almamız lazım. Yerleşim bölgelerini titizlikle belirlemeliyiz. Kaygan ve ovalık bölgeler çok riskli. Konutların gevşek toprağa sahip meyilli arazilere yapılması da oldukça vahim sonuçlara sebep oluyor. Çünkü deprem bu tür arazi ve bölgeler de oyalanma imkanı buluyor. Dolayısıyla daha yıkıcı ve sarsıcı oluyor. Yapıların dayanıklı olması gerektiğini söylemeye gerek yok zaten. Kullanılan demirin kalınlığı, beton kalitesi çok önemli. Zaten ülkemizdeki yapı tekniğine ve inşaat yönetmeliğine uygun olarak yapılan bir binanın dayanıklı olmaması çok zor. Ancak işin içine küçük menfaatler için giren hile ve sahtekarlıkların da önüne geçilmesi gerekiyor. Denetim sıkı tutulursa inşaat yönetmeliği yeterli. İmar planında konuta ayrılmış yerler dışındaki yerlere ev ve bina yapılmasına göz yumulmamalı. Bunlar yapısal olarak almamız gereken önlemler.

    S.Ö: Oturduğumuz binalar ile ilgili almamız gereken önlemler olduğu gibi eşyalardan kaynaklanacak hasarlardan korunmak için de önlem almamız gerekiyor. Burada en kritik kelime “sabitleme”. Üzerine düşüp zarar verecek her türlü şeyi sabitle geç abi. İkinci önemli kelime “tatbikat”. Ev bireyleri toplanıp bir “Afete hazırlık planı” yapmalı. Çünkü deprem her zaman unuttuğumuz, aklımızdan çıkan ve umulmadık bir anda bizi sarsan bir olay. Önceden ne yapmanız gerektiğine, nerede yaşam üçgeni oluşabileceğine dair bir fikriniz yoksa o an şok geçirebilirsiniz, ne yapacağınızı bilemeyebilirsiniz. Önceden yapılan küçük bir pratik, hayat kurtaran bir ezbere dönüşebilir. Binamıza ne kadar güvenirsek güvenelim tedbirin zararı ihmalin yararı olmaz sonuçta.

    N.C.K: Deprem öncesi yapılması gereken tedbirler var. Bence bunların içlerinde henüz saymadığımız fakat çok önemli bir şey daha var: Deprem anında ne yapacağımızı ne yapmayacağımızı bilmek. AFAD’ın hazırladığı listenin başında panik yapmamak geliyor. Pencerelerden uzak durmalıyız. Can havliyle merdivenlere, asansöre koşmakta çok riskli. Panikle balkon ve pencere gibi yerlerden atlanmaması söyleniyor. Kibrit, çakmak yakılmaması, prizlere dokunulmaması gerektiği belirtiliyor. Şu da vurgulanıyor ki: Her büyük depremden sonra mutlaka artçı depremler olur. Artçı depremler zaman içerisinde seyrekleşir ve büyüklükleri azalır. Artçı depremler hasarlı binalarda zarara yol açabilir. Bu nedenle sarsıntılar tamamen bitene kadar hasarlı binalara girilmemelidir. Artçı depremler sırasında da ana depremde yapılması gerekenler yapılmalıdır.

    S.Ö: Konuyla ilgili 1992 Erzincan depremi dahil birçok depremde hayat kurtaran ve ilk müdahalelerde bulunan AKUT Kurucu Başkanı ve Acil Tıp Uzmanı Dr. Mustafa Ferudun Çelikmen’in de bir röportajı vardı. Teori boyutunda söylenilenlere karşın işin pratik kısmında yararlı olan bilgileri aktarıyor. İçinde doğru bildiğimiz yanlışlar da var. Not aldığım bazı kısımlar vardı. Şöyle diyor: Eğer bulunduğunuz yer zemine yakın ise deprem on, on beş saniye vakit sağlıyor size. Yüzey dalgalar ilk geldiği anda sallıyor binayı, rezonansa giriyor binanın taşıyıcı sistemleri zayıfsa kırılıyorsa zemin kötüyse yıkılıyor. Bu on, on beş saniyeyi buluyor. Eğer kaçabileceğin yerdeysen dışarı kaçmak doğru bir davranış. Daha önceden karar vermeniz gerekiyor nereye kaçacağınıza, başka bir binanın devrilme menziline girmemeniz lazım. Ama üst katlarda böyle bir şey yok. Çoluğunla çocuğunla belki evde birkaç mekanı belirlemen lazım. Enteresan, bazen giriş kattakiler kurtuluyor, bazen üst kattakiler. Binaya bağlı, zemine bağlı çok göreceli bir olay. Evde devrilebilecek eşyaların sabitlenmesi lazım, çıkarken önünüzü kesebilir.

    N.C.K: Bina yıkılmasa bile sana zarar verebilir.

    S.Ö: Evet, doğru. Devam ediyor. Ekiplerle iletişim halindeyiz. Duyduklarım gördüklerim hepsi bir şekilde ezilse bile yok olmayan eşyaların yanında sıkışsalar bile cenin pozisyonu alarak, kendilerini küçülterek hayatta kalan kişilerdi. Burada çök-kapan tutunla kurtulmanın zor olduğunu söylüyor. Diyor ki cenin pozisyonunda durmak çök-kapan tutunda durmaktan çok daha kolay. Cenin pozisyonunda daha da küçülüyor insan ki altın kural bu: olabildiğince küçülmek. Mesela çocukların daha çok kurtarılabilmesindeki sırrın da bu olduğunu söylüyor. Cenin pozisyonu şuur kaybı olunca kusmuğun soluk borusuna kaçmasını da engelliyor. Yan yatar vaziyette uyuklamanın hayatta kalmak için daha iyi olduğunu söylüyor. Uyurken harcadığın enerji en aza iner. O da senin uzun süre hayatta kalmanı sağlar diyor. Uzun zaman sonra canlı bulunanlardan çoğunun uyuklamaları, bayılmaları ile canlı bulunduklarını savunuyor.

    N.C.K: Çök-kapan-tutun neden bu kadar tavsiye ediliyor o zaman? Herkesten duyduğumuz bu.

    S.Ö: Çök-kapan-tutunun geldiği yerin soğuk savaş yıllarında gama radyasyonundan korumak için insanları cam seviyesinin altında tutmak için ortaya atılan bir fikir olduğunu söylüyor. Amerika’da Sovyet korkusu paranoya haline gelince bunu derde deva olarak kullanmışlar. Bu tekniğin yıkılmayacak binada işe yarayacağını söylüyor.

    Daha önemli bir şey söyleyeyim. Çoğu zaman bu afetlerde ilk yardıma koşup kurtaranlar komşular oluyor. Çünkü afet sonrası zaman çok önemli.

    N.C.K: Bu arada ilk yardım demişken madenciler de tahkimat becerileriyle çok yardımda bulundular. Bir çok hayat kurtardılar. Dar alanlarda hareket etme konusunda çok iyiler. Kendilerine ne kadar teşekkür etsek az. İyi niyetli insanlar. Cansiperane bir şekilde kendi hayatını riske edip arama-kurtarma yapan bir çok madenci gördük.

    S.Ö: Gerçekten yardım eden tüm kardeşlerimizden, yardım kuruluşlarında çalışanlar olsun, madenciler, vatandaşlar Allah razı olsun. Ben tekrar tedbirlere geleyim bir daha. Hatırıma bir şey geldi: Deprem sonrası kalırım, para alayım korkusuyla içeriye girip risk almamak lazım. En fakir ülkelerde bile en azından bir tas çorba ve ekmek dağıtımı yapılıyor. Hele bizim ülkemizde envai çeşit gıda yardımı yapılıyor. Halkımız da kendisi yemedi yardıma gönderdi. Canımızı tehlikeye atmayalım o yeter. Anlık panik büyük hatalara yol açabiliyor. Hatta bi video izledim. Depremzede evine tekrar gidip video kaydı yapıyor. o esnada ikinci büyük deprem gerçekleşiyor. Bina yıkılıyor. Büyük ibret.

    N.C.K: Doğru. Birçoğumuz hazırlıksız olduğumuzun farkında değiliz. En başta kendim için söylüyorum. Hepimiz deprem bölgesinde yaşıyoruz. Yakın zamana kadar da birçok afet yaşadık. Bugün de yaşadık. Yarın yaşamayacağımızın garantisi yok. Önce tedbir alalım sonra da tevekkül edelim.