İçeriğe geç

Yalan Çağının Yabancıları

    Biliyorsunuz bir imaj var bir de gerçek. İmaj, muhatap üzerinde bırakılan etki, izlenim demek. Gerçek ise bir şeyin ne ise o olması. Kimi düşünürlerin “imaj çağı”, kimilerinin “ten medeniyeti” dediği günümüzde imaj artık gerçeğin önünde. Hatta gerçeğin yerini almış durumda. Biz meseleye biraz eski kafayla bakıp “yalan çağı” desek de olur. Bir bakalım etrafımıza, hangi şey gördüğümüz gibi? Ve kim göründüğü gibi?

    Ölçülüp biçilmiş, tasarlanmış bir etki için neler neler yapılıyor! Ticarette, siyasette, medyada, sanal dünyada, insanlar arası münasebetlerde, kozmetikte, estetikte olan bitene bakın, bütün hikâye imaj üzerinde dönüyor. Büyük küçük bütün ekranlardan üzerimize boca edilenlerin yüzde kaçı gerçeği yansıtıyor? Hepsi birer “kurgu”dan ibaret filmleri dizileri söylemeye bile gerek yok; oturup ciddi ciddi yalan izliyoruz!

    Öyle görünüyor ki “ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” mesajına değer veren, bin bir hünerle tasarlanmış yalanları itici, çiğ ve yavan bulan hakikat yolcuları bu kurgusal dünyanın yabancıları olarak kalacak. Yabancı ama asil, değerli. Kapılıp gidenler ise kendi hakikatine yabancılaşarak bir süre oyalanacak.

    Fakat bu bir yol değil. Hakikat bu yalan izdihamının altında ezildikçe uyuşup kalmayacak, bunalacak ve asla huzur bulamayacak. İnsanız çünkü, sıradan canlılar değil. Çok büyük bir amaç için olağanüstü özelliklerle donatıldık. Sunulan yalanlara gömülüp var oluş hakikatini göz ardı etmek, karşı koymak baştan kaybedilmiş bir savaşa tutuşmak demek. Bugünkü bireysel ve toplumsal krizlerin temelinde bu kaybedilmiş savaşın olduğunu doğudan batıdan pek çok düşünür de söylüyor.

    Diğer taraftan öyle ya da böyle yaşayıp gidiyoruz. Fakat yolun bir sonu var. “Yakîn”le yani tartışmasız kesin gerçekle yüzleştiğimizde imajımız, maskelerimiz, bıraktığımız hayranlık verici izlenimler, kazandığımız rekabetler, hepsi bir anda yok olup gidecek. Kendi hakikatimizle baş başa kalacağız.

    Zaman varken hayatımıza, kalbimize, zihnimize yuvalanmış yalanları, imajları söküp atmak lazım o halde. Kendi hakikatimizle barıştığımızda, yolculukta da yolun sonunda inşallah huzur var. Ve bâtıl ne kadar büyük görünürse görünsün, müminin imanı, niyeti ve duası karşısında zayıftır.