Kâinattaki her bir varlık, belli sebepler dairesi içinde hareket eder. İnsan olarak, bazen bu sebepleri tespit edebiliriz. Bazen de edemeyiz. Bilimde ilerlemeler sayesinde her geçen gün sebep sonuç ilişkisine dair yeni bilgilere ulaşıyoruz. Depremin nedeni ve sonucu hakkında yeterince bilgimiz var. Fay hattı, kırılmalar, biriken enerjinin ortaya çıkması… derken birden büyük bir sarsıntı ve hesapsız bir yıkıma maruz kalmak… Fark ettiyseniz deprem konusunda neredeyse bilmediğimiz bir şey yok. Türkiye’nin fay hattında olduğunu, depremle her an yüz yüze gelebileceğimiz bilgisi de var. O halde sorun nerede? Depremin nasıl olduğunu ve olabileceğini biliyoruz. Bize düşen bu sebep sonuç ilişkisini kurmamızı sağlayan aklı çalıştırmak. Akıllarımızı birleştirip ortak akla ulaşmak ve bu aklın hükmettiği konuları hayatımıza yansıtmak. Tedbir ve tevekkül dengesini oluşturmak. Öncelikle, üzerimize insan olarak ne sorumluluk düşüyorsa, bunu en güzel şekilde yerine getirmek. Kısacası dünyayı imar ederken bu imarın sonuçlarını hesaplamak ve imarın şartlarını da yerine getirmek. İnsan öngörmeden yaşayamaz. Öngörmek için de akıl en büyük nimettir.