İçeriğe geç
Ana sayfa » Blog » Dini Eğitim Nedir?

Dini Eğitim Nedir?

    Dini eğitim nedir? Bu, cevaplaması kolay ancak kavraması uzun süren bir mesele. Çocuğa Kur’an-ı Kerim okumayı öğretmek, temel ilmihal bilgilerini aktarmak, ibadetlere alışması için kılavuzluk etmek, iman esaslarını benimsetmek, İslam ahlakını özümsemesi için yol göstermek ve daha birçok şey dini eğitimin maddeleri arasındadır. Tüm bunları tek bir cümlede özetlemek gerekirse, dini eğitim Müslüman kimliğin inşasından ibarettir.

    Dini eğitimin amacı Müslümanlığın ne olduğunu bilen ve kendini Müslüman olarak tanımlayan bireyler yetiştirmektir. Eğitim müfredatımız yetişen nesillere Müslümanlık adına bir şeyler anlatıyor. Buna mukabil gençlerimiz kendilerini her şeyden önce Müslüman olarak tanımlıyor mu? Yoksa başka şeylerle beraber bir de Müslüman olarak mı görüyor?

    İki tavır arasında eylemlerin yönünü değiştiren büyük bir fark var. Her şeyden önce Müslüman olmak, İslam’a aykırı olan her fikri, her işi reddetmek sonucunu doğurur. Mesela bir futbol tutkunu kendini her şeyden önce Müslüman olarak görüyorsa maç için namazını terk etmez. Başka şeylerle beraber Müslüman olmak ise İslam’ı yegane kriter olmaktan çıkarır. Bireyin referansı çoğalır, bazen günün rüzgarı bazen de hevası Müslümanlıkla bağdaşmayan fikir ve işlere yönelmesine sebep olur. Müslümanlık bireyin hayatını kuşatan konumda olması gerekirken, hayatın bir köşesine iliştirilmiş duruma gelir. Maç saatinin hangi vakte denk geldiği onun için önemini yitirir.

    Bireyde kimlik inşası bir anda meydana gelmez. Tecrübeler, gözlemler, yapıp bozmalar, yeniden yapmalar yıllarca üst üste biner ve bir kimlik oluşur. Doğrudan din öğretimi bu kimliğin oluşumunda önemli bir role sahip olsa da tek etken değildir. Çocuk din hakkında aldığı bilgilerle beraber, yakın çevresinden başlayarak toplumun dine bakışı, dini yaşayışı üzerine de kafa yorar. Doğruya dair aktarılanlarla davranışların tutarlı olup olmadığı, dindar insanların hayatı hangi motivasyonla yaşadıkları, olaylar karşısındaki tepkileri, seçimleri, insan ilişkileri ve daha birçok şey çocuğun radarındadır. Tüm bunlardan çoğunlukla sezgisel olarak bir sonuca ulaşır ve kimliği şekillenir.

    Müslüman kimliğin inşası için bireyin bu süreçte özellikle ergenlik döneminde varoluşunu anlamlandırmayla ilgili sorularına din üzerinden cevap bulabilmesi çok önemlidir. Çoğu gencin dini kimlik gelişimini sekteye uğratan temel problem ebeveynlerin ve eğitimcilerin dini, sadece görevler üzerinden tanıtmasıdır. Bu görevlerin yani ibadetlerin nihai amacı, bireyin terakkisine katkısı aktarılmadığında din bir sorumluluklar müessesesi olarak kalır. Gencin kalbine dokunamaz. O zaman da onun kalbine dokunabilen başka referanslar kimlik inşasında dinin önüne geçer.

    Kalbe Dokunmanın Yolu

    Dinin temelinde Allah inancı vardır. Bu yüzden bireyin dini konumlandırdığı yer, Allah ile kurduğu bağın niteliğine göre belirlenir. Bugün gençlerin bir kısmı yaratıcı ile anlamlı bir bağ kuramamış görünüyor. Allah’ın varlığı, alemi yaratması ve yönetmesi, ölümden sonra O’na dönülecek olması gibi konuları adeten bir kabulle karşılıyor gibiler. Üzerinde düşünülmüş, gönül huzuru ile benimsenmiş bir inanca sahip olmadıklarından, günlük pratiklerinde de inancın yansımalarına rastlamak zorlaşıyor. Halbuki insan için en büyük ihtiyaç kendisini yaratan aşkın varlıkla irtibat halinde kalmaktır. Bu irtibat; hayatta baş edilmesi güç durumlarda sarsılmaz bir dayanak, kişi nereye gideceğini bilemediğinde doğruluğu şaşmaz bir pusuladır. Herkes gitse de O (celle celaluhu) hep vardır, herkes küsse de O (celle celaluhu) tekrar tekrar affedicidir.

    Bireyin Allah hakkında böyle bir inanca sahip olabilmesi için küçüklükten itibaren O’nu (celle celaluhu) tanımasına yardımcı olunmalıdır. Okul öncesi ve ilkokul çağlarında Allah-alem ilişkisine odaklanılan tefekkür etkinlikleri ile çocuğun Allah’ı sevmesi, O’nun gücü ve ilmi karşısında hayret duyması sağlanmalıdır. Kur’an-ı Kerim; Allah’ın varlığı ve birliğine, kudretine ve üstünlüğüne dikkat çekmek için evrendeki düzene, varlıkların yaratılışlarına sık sık değinir. Bunlardan yola çıkarak insanın düşünmesi, ibret alması istenir. Ayetlerin genel üslubu evrenin düzenindeki harikuladeliği, ince ölçüyü, estetiği nazara verir. Çocukların yaşadığı çevrede ve gözlemledikleri varlık ve olaylarda tüm bu detayları fark etmesine yönelik bir eğitim planlanmalıdır.

    Kaplumbağanın kabuğu neden düz değil de yuvarlaktır? Düz olsaydı ne olurdu? Birden fazla ay olsaydı dünyanın işleyişinde neler değişirdi? Tuzu oluşturan elementlerden biri olmasaydı bu hangi sonuçları doğururdu? Fenni ilimlerin sağladığı bilgileri çocuğun Allah’ı tanıması ve O’na hayranlık duyması için bir araç olarak görmek gerekir. Ebeveyn ve eğitimci, Allah hakkında çocuğa hangi kavrayışı kazandırmak istiyorsa bunu hayatın içinden, çocuğu şaşırtacak örnekler üzerinden ona sunmalıdır. Bunun için ergenlik öncesi dönem son derece kritiktir. Çünkü çocuklar animasyon, oyun, reklam, kitap ve hemen her alanda insanların daha “kreatif” içerikler üretmek için birbiriyle yarıştığı bir dönemde büyüyorlar. Ne yazık ki yaş aldıkça “hayret eşikleri” yükseliyor. Bu yüzden hala hayret edebildikleri küçüklük dönemi, yaratıcı ile sağlam bir bağ kurabilmeleri ve dinin kalplerine dokunması bakımından çok iyi değerlendirilmelidir.