Bu ay benim kafa terelelli sevgili okuyucularım, son dönemde aldığım kilolardan sonra kendime dikkat etmem lazım deyip hemen koşa koşa spora yazıldım. E tabi sporla da bitmiyor bu iş, asıl önemli olan boğazı tutmak ya, bunun için de aralıklı oruç tutmaya başladım. Yüce Mevlamızın emri olan orucun sırları bilim insanları tarafından daha yeni çözülüyor, sağlığa katkıları yeni yeni keşfediliyor ve üzerine bir de keşfedene ödüller veriliyor. Yalnız biliyorum ki bana kilo verdirecek en önemli şey, şu gurme programlarından uzak kalmaktır.
Neden derseniz, şöyle açıklayayım: Efendim, son yıllarda bir gurmelik mevzusu aldı da yürüdü. En gizli yemek sırları nelerdir, en leziz yemekler nerede, en güzel sofralar nasıl kurulur vesaire derken bu gurme programlarının birini izleseniz zaten girdaba kapılıyorsunuz, sonrasında da hemen peşine kendiliğinden başlayan benzer içerikli videolar derken bir bakmışsınız saatler geçmiş, karnınız acıkmış, canınız izlediğiniz her şeyi de çekiyor, kan şekeri düşmüş, gözler kararmış… Ve sonuç olarak şehrinizin en gözde, en çok tavsiye edilen kebapçısında kendinizi buluveriyorsunuz. Sonrası zaten havada uçuşan menüler, gökten yağan siparişler, bunların tam merkezinde toplandığı o zavallı mide ve kendinize geldiğinizde hazımsızlıkla birlikte hissettiğiniz o acı pişmanlık. Evet, çok yemenin pişmanlığı hiçbir şeye benzemez ve açlığın şuursuzluğu insana savaş bile açtırır. Ondandır ki oruç zor bir ibadettir ve her iftarda “Allah (c.c) açlıkla imtihan etmesin” duası edilir.
Efendim, gurme; damak tadı çok gelişmiş ve bir yemeği tadımladığında bırakın içindeki malzemelerin neler olduğunu, ne oranlarda kullanıldıklarını, mesela yemekte et varsa etin temin edildiği coğrafya ve hayvanın nerelerde otladığından yediği bitkiye kadar hepsini bilen kişidir. Gurme kişide göbek her ne kadar mesleğine dair etrafa güven telkin etse de aslında gerçek gurmeler öyle tabağı dibine kadar sünnetlemezler, ufacık bir lokmada yemeğin “Z” raporunu verirler. Ne var ki zilyon tane yemek-gurme içerikli programda bu anlattığım özellikteki gurme sayısı bir elin parmaklarını geçmez.
Peki, biz bu gurme programlarında ne mi seyrediyoruz? Efendim, bizde en fazla, nerede ne yenir sorularına cevap veren, “Biz sizin için kendimizi feda ettik, yumulduk yedik, size de duygularımızı aktarıyoruz” minvalinde içeriğe sahip programlar var. Belki bir çeşit reklam, belki gerçekten gidilesi ve tadılası, misafir ağırlanası, kültürel yerler buralar ama tüm bu programların artık klişe olmuş, değişmez bazı özellikleri var.
En Az Üç Kuşak Öncesine Dayanan Sırlı Tarifler
Gurme programlarında gidilen mekanın en çok tercih edilen yemekleri söylenip masa donatılır, her şey zaten çok leziz görünüyordur. Sonrası malum, onlar kemal-i afiyetle ayıla bayıla yemekleri yerken siz de ekran başında sünmeye başlarsınız. Derken mekan sahibi de olaya dahil olur ve artık klişe olan malum muhabbetler başlar. Her bir yemek çeşidi için üç saatlik konferans verebilirler.
Öncelikle hiç şaşmayan bir şey vardır ki; programda her ne yemek yapılıyorsa hepsi özel tariftir, her biri ailenin en az üç kuşak öncesine dayanan sırlı tarifleridir. Tariflerin yazılı olduğu sararmış sayfalı defter, ailenin en büyük mirası olarak ailenin büyük kız evladına kalır ve törenle, antlar içilerek teslim edilir. Tencerede pişen her şey neredeyse o aileye hastır ve kan bağıyla sadece ailenin kadınlarına intikal eder, bu sırlar sülaleye sonradan dahil olan gelinlere asla verilmez. Rüyaya giren büyük büyük büyük anneannenin rüyada tarif verdiğini bile duydu bu kulaklar.
Kullanılan malzemeler bulunmadık Hint kumaşıdır, baharatlar ana vatanından tedarik edilmiştir, herkesten habersiz gizli saklı ülkeye sokulmuştur ve sadece o restoranın yemeklerinde kullanılmaktadır.
Ekmek dahi en farklı, en özel ekmektir; başka bir yerde asla bulamazsınız, çünkü buğdayın tohumu o restoran sahibinin anneannesinin çeyiz sandığından çıkmıştır. O çeyiz sandığına da zaten anneannesinin büyük dedesinden dolayı girmiştir. Gizli saklı seralarda, özel topraklarda ekilip biçilerek çoğaltılmıştır ve elbette ki başka hiçbir yerde yoktur. Yani her bir lokmanız gayet mucizevidir.
İşte sevgili okuyucularımız, ekmek cidden aslanın ağzında, o yüzden her işte olduğu gibi yemek sektöründe de farklı, hatta tek ve dolayısıyla tercih edilebilir olmalısınız. Bu sebeple de normal yemek yapamazsınız, o tabaklarda her ne sunacaksınız son derede esrarengiz olmalıdır.
Tariflerde bir gizem,
Malzemeler esrarengiz.
Uzayda yetişti çünkü,
Tabaktaki kereviz.