İçeriğe geç

Ne Düşünelim?

    Hayvanların düşünüp düşünemediğini henüz anlayamamış bilimciler, insanın hayvandan en bariz farkını “düşünmek” olarak kabul etmekte ısrarcıdırlar. Doğru olabilir. İnsanla hayvan arasındaki farklara düşünmek de dâhil edilebilir. Fakat sadece düşünmek insanı hayvandan ayırmaz. Çünkü hayvanlar da kendi yaratılışlarına göre zekâ sahibidir, kendi şartlarında düşünürler. Belki asıl, düşünceyi yönetmek insanı hayvandan ayırır. Çünkü düşünmeyi yönetmek irade gerektirir.

    Düşünmek davranışlarımızın temelidir. Her ne kadar bazı şeyleri düşünmeden yaptığımızı söylesek de eylemlerimiz önce düşüncemizde oluşur, sonra somutlaşır ve davranışa dönüşür. Kısaca önce düşler sonra eyleriz.

    Evet, insanın eylemleri düşüncelerden doğar ve insan ne düşünürse eylemleri ona yönelir. O yüzden “düşüncelerinize dikkat edin, eylemlerinize dönüşür” denir. İyi ve güzel düşünceler iyiliğe ve güzelliğe, kötü ve çirkin düşünceler kötülük ve çirkinliğe götürür.

    Burada sözünü ettiğimiz düşünceyi, istemsiz biçimde içimize düşen “havâtır”dan ayırmamız gerekir. Kastettiğimiz düşünce bile isteye yaptığımız zihnî faaliyetlerdir.

    Düşünce ve davranış arasındaki bu kopmaz bağı dikkate aldığımızda zihnimizde dönüp duran şeyleri belirleme, onları yönetme sorumluluğumuz kendiliğinden anlaşılır. Mesela gereğinden fazla dünya işlerini düşünmek, dünyaya da âhirete de faydası olmayacak işlere kafa yormak, günaha dair planlar yapmak sakınmamız gereken düşüncelerdir.

    “Sonuçta sadece düşünüyoruz, yapmıyoruz” gibi bir savunma doğru değildir. Çünkü irademizle yaptığımız her eylem sorumluluk getirir. O yüzden iyi ve güzel şeyleri düşünmek müminin hem vasfıdır hem de ibadettir. Ki buna tefekkür denir.

    Bir de düşünce, amellerin ilk adımı olan niyetin başıdır. Çünkü niyetler düşünce ile şekillenir. Tekrar “düşüncelerinize dikkat edin, eylemlerinize dönüşür” hükmüne dönerek soralım: Ne düşünüyoruz?