İçeriğe geç
Ana sayfa » Blog » Allah Teala’nın Başlangıcı ve Sonu Hakkında Bilgi

Allah Teala’nın Başlangıcı ve Sonu Hakkında Bilgi

    Akıl, Yüce Yaratıcı’nın varlığının başlangıcı olmaması gerektiğini zorunlu olarak kabul eder. Bu manayı ifade eden sıfat “kıdem” sıfatıdır. Kıdem, sonradan var olmamak ya da varlığının başlangıcı olmamak manalarına gelir. Bu, Yüce Zat’ın sıfatı olan kıdemin manasıdır. O’nun zatı kadimdir.

    Kadim kelimesinin bazı deyim ve sözlerde yaratılmış olanlar için kullanıldığını da görmekteyiz. Örneğin kadim dostum, kadim gelenek… Bu durumlarda üzerinden çok zaman geçmiş manasında kullanılır.

    Başlangıcı olmayan varoluş

    Yaratıcının hep var olması yani varlığının başlangıcının olmaması gerekir. Zira varlığının başlangıcı olursa bir var edene muhtaç olur. Akıl sonradan var olan her şeyin bir var edene muhtaç olduğuna hükmeder. Bir eser varsa o eseri var eden bir müessirin olması aklın gerekli kıldığı bir şarttır. Akli hükümlerde istisna olmaz. Dolayısıyla akıl bir şeyi gerekli kılarsa her şey için gerekli olur.

    Şayet âlemleri yaratan Yüce Zat sonradan var olsaydı bir yaratana ihtiyaç duyardı. O’nu yaratan da bir yaratana ihtiyaç duyardı. O’nu yaratan da bir yaratana… Bu durum ya ilelebet sonsuza kadar böyle devam eder ya başa döner, ya da hep var olan bir yaratıcıya ulaşır. İlk iki durum aklen mümkün değildir. Zira birinci durumda uzun ile kısanın, az ile çoğun aynı olması gerekir. Uzun ile kısanın aynı olmadığı müşahede ile bildiğimiz bir gerçektir. Yüz ile doksanın arasındaki farkın ortaya çıkması için “bir”in olması gerekir.

    Başlangıç noktası olmayan iki şey arasındaki fark ortaya çıkmaz. Farkın ortaya çıkması için bir başlangıç olmalıdır. İkinci durumda ise bir şeyin hem kendinden önce hem de kendinden sonra olması gerekir. Örneğin kızın annesini veya torunun nenesini doğurmuş olması gerekir. Bunun mümkün olmadığı da müşahedeyle görülen bir gerçektir. Üçüncü ihtimal yani hep var olan bir yaratıcının olması ise aklın zorunlu olarak kabul ettiği gerçektir.

    “O, evvel ve ahir, zahir ve bâtındır. O her şeyi bilir.” (Hadîd, 3) O her şeyden öncedir. O’ndan öncesi yoktur. O her şeyden sonradır. O’ndan sonrası yoktur. O’nun zatı, duyu organlarıyla bilinemez. Bu sebeple bâtındır. O sıfatlarıyla her şeyde apaçık varlığını bildirmiştir. Bu sebeple de zahirdir.

    Beka: Yok olmamak

    Yüce Yaratıcı’nın varlığının sonu yoktur. O’nun varlığı yok olmayacaktır. Aslında bir zat kadim olursa onun baki olması kaçınılmazdır. Zira kadim, geçmişe doğru sonsuzluğu ifade eder. Baki ise gelecekteki sonsuzluğu ifade eder. Kadim olanın baki olması gerekli olduğu gibi baki olanın da kadim olması gerekir. Aksi hâlde sonsuz olan bir şeye sonlu denmiş olur ki bu da çelişkidir.

    Bir şey kadimdir dediğimizde o şeyin geçmişe dönük hep var olduğunu yani sonsuz olduğunu söylemiş oluruz. Gelecekte şu vakitte yok olacak dediğimizde ise varlığını sınırlandırmış, sonlandırmış oluruz. Dolayısıyla hem sonsuzdur deyip hem de son belirlemiş oluruz.

    Zaman ve zamansızlık

    Allah Teâlâ için başlangıç ve son olmadığı gibi O’nun için zaman da söz konusu değildir. İnsan aklı, benzeri olan şeyleri kavrayacak şekilde yaratıldığı için zamansızlığı kavrayamaz. Zira zamansızlığı görmemiştir. Ancak zamansızlığı örnek üzerinden anlayabilir.

    Zaman kavramına iki tarif yapılmaktadır. Birincisi, zaman gök cisimlerinin hareketidir. Bu tarife göre gök cisimleri yokken zaman da yoktu. İkincisi, zaman iki şeyin birbirine nispetle öncelik ve sonralığıdır. Buna göre de bir zat var iken zaman yoktu. Dolayısıyla Yüce Yaratıcı zaman yaratılmadan önce vardı. Zaman yaratılıp devam ettiği müddetçe vardır. Zaman yok olduğunda da O var olacaktır. Zaman O’nun için işlemez. Yarattıkları için işler.

    “O’nun zatından başka her şey yok olacaktır.” (Kasas, 88) O’nun zatından başka her şeyin yok olması demek sadece zatının kalması, var olması demektir. Dolayısıyla gök cisimleri dâhil sonradan yaratılan her şey yok olacaktır. Gök cisimleri ya da iki şey olmayacağı için zaman da olmayacaktır. “Azamet ve kerem sahibi Rabbinin zatı ise baki kalır.” (Rahman, 27)

    Yaratılan baki olur mu?

    Yüce Yaratıcının Kıdem ve Beka sıfatlarının ikisi de zatidir. Yani kendindendir, başka bir sebeple değildir. Ancak insanlar tekrar diriltildikten sonra ya cennete ya da cehenneme gireceklerdir. Cennet de cehennem de ve bu ikisine girecekler de sonsuzdur. Buralarda ebedi kalacaklardır. Ancak bunların ebedilikleri zati değildir. Allah Teâlâ’nın var etmesiyledir.

    Başka bir deyişle cennet ve cehennemin baki olması akli hükümle değil Allah Teâlâ’nın bildirmesiyle sabit olmuştur. Zira akıl bunların yok olabileceklerini kabul eder.

    Sonuç olarak, varlığının başlangıcı ve sonu olmayan tek zat Yüce Yaratan’dır. Diğer varlıkların yokluklarının başlangıcı yoktur. Yani geçmişte hep yoktular. Varlıklarının başlangıcı vardır. Yaratıldıkları zaman varlıklarının başlangıcıdır. Kıyamet ile tekrar yok olacaklardır. Ahirette tekrar yaratıldıktan sonra cennet cehennem ve bunların ehli olanların varlıklarının sonu olmayacaktır. Fakat bu sonsuzluk zati yani akli hükümle değildir. Zira akli hükmün istisnası yoktur. Akli hükümle baki olanın kadim de olması gerekir.

    Allah Teâlâ’dan müminler için beka âlemi olan cennette cemali ile müşerref olmayı niyaz ederim. Tevfik ve inayet O’ndandır.