İçeriğe geç

Amerikan Demokrasisinin Gerçek Anlamı: Kan ve Gözyaşı

    Irak, kültürümüzün ve medeniyetimizin köşe taşı coğrafyalarından biri. Tarihî süreçte pek çok işgale uğradı. 1200’lü yılların ortalarında tarihin gördüğü en büyük katliamlardan biri olan Moğol kıyımını yaşadı. Sonra Timur tarafından yakılıp yıkıldı. Şiî Safevilerin egemenliğine girdi. Ve nihayet Osmanlı İmparatorluğu’nun 9. Sultanı Selim Han tarafından fethedildikten sonra uzun süre huzur ve sükûn buldu. Zaman zaman saldırıya uğradıysa da yine Osmanlı padişahlarının mücadeleleriyle geri alındı. 1. Dünya savaşı sonrasında İngilizlerin girişimiyle Osmanlı Devleti’nden koparılan Irak’ta kurulan suni devletlerle de kargaşa bugüne kadar kalıcı hale geldi.

    Fakat 2003’te başlayan Amerikan işgali o kadar vahşice oldu ki, bölgede tarihte gerçekleşen zulümlerin hafızalardan silinmesine sebep oldu. Katledilen yüzbinler, ülkesini terk etmek zorunda kalan milyonlar, tecavüze uğrayan kadınlar ve ortada kalmış çocuklar… Ebu Gureyb cezaevinde Iraklılara yapılan işkenceler, insan hakları kavramının Batı için ne kadar sahte bir maske olduğunu gözler önüne serdi.

    Geçtiğimiz günlerde internete düşen bir görüntü, Amerika’nın bir yeri işgal ettiğinde hedefinin sadece askerler ve siviller olmadığını ortaya koyuyor. Bu öyle bir azgınlık ki ülkenin yer altı kaynaklarını talan ettikleri yetmiyormuş gibi, yerin üstünde ne varsa ateşe vermekten geri durmamışlar. Amerikan askerlerinin Irak işgali sırasında meyve bahçelerini ve hurma ağaçlarını yaktığı görüntüler, çevrecilik söz konusu olduğunda mangalda kül bırakmayanların, Müslüman toprağına ayak bastıklarında, zamanında atalarının yerlilere reva gördüğü vahşiliği aratmadıklarının ispatı niteliğinde. Askerlerin alev makinesi ile ağaçları kömüre çevirdikten sonra kahkaha atması da nasıl hastalıklı psikoloji içinde olduklarını gösteriyor.

    Mazlumların cesetleri üzerine kurulan bir ülkenin uzun süre hüküm sürmesi beklenmez. Amerika Birleşik Devletleri, başta kendi topraklarının yerlilerine yaptıkları olmak üzere dünyanın dört bir yanında işlediği cürümlerin bedelini bir gün ödeyecek.