İçeriğe geç
Ana sayfa » Blog » Anne Sübhaneke’yi Yine Veremedim

Anne Sübhaneke’yi Yine Veremedim

    Çarpım tablosunu ezberlemekte zorlanan bir çocuk matematikte başarılı olamayacağına inanmaya başlayabilir. Kalemi sürekli yanlış tuttuğu vurgulanan bir çocuk yazı yazmayı sevmediğine karar verebilir. Çocuklar genellikle başarısız hissettikleri alanlardan uzaklaşmayı tercih ederler. Bunun için öğretmenler ve anne babalar, eksik olduğu bir alanda çocuğu geliştirmeye çalışırken ona yetersizlik duygusu yaşatmadıklarından emin olmalıdır.

    Dördüncü sınıfa giden Reyyan annesine üç seferdir Sübhaneke duasından geçemediği için üzgün olduğunu söyledi. Halbuki duayı anaokulunda ezberlemişti. Yıllardır okuduğu halde bu kez neden beğenilmediğini anlamakta zorlanıyordu. Öğretmeni ise bu yıl mahreçleri düzeltmeye yoğunlaşmış, bir duayı hiçbir hata olmadan okuyana dek çocukları diğer bir duaya geçirmiyordu. Çocukların her biri bu beklentiyi karşılamaya yetecek kadar mahreç talimi görmüş müydü? Aileler bu yolculukta destek sunacak imkana sahip miydi? Bunlar olayın başka boyutları. Reyyan gibi birçok çocuk açısından asıl önemli olan ise sure ve dua ezberi konusunda sürekli kazanamadıkları becerilerle yüzleşmek zorunda kalmaları. Bu durumun çocuklarda başarısızlık ve yetersizlik duygusuna kapı aralayıp bir süre sonra da onları dersten tamamen uzaklaştıracağını öngörmek zor değil.

    Zorlanmadan Öğrenme Olmaz Ama

    Haklı olarak, “Çocuklar hiç mi zorlanmayacaklar?” sorusu akla gelebilir. Konfor alanında öğrenmenin gerçekleşmeyeceği veya çok az olacağını bütün eğitimciler bilir. Bu sebeple çocukların yeni bilgi ve beceriler kazanmaları için onları bir miktar zorlayacak görevler veririz. Fakat bu görevlerin hangi zorlukta olacağı, sürecin çocuk açısından nasıl ilerlediği, çocuğun öğrenme yetisi gibi detaylar gözden kaçmamalıdır. Biraz zorlanmak çocuğu motive edebilirken, çok zorlanmak tam tersi etki yapabilir. Özellikle mahreç eğitimi gibi bireysel hazır bulunuşluğun son derece önemli olduğu bir alanda, öğretmen her öğrenciyi ne kadar zorlaması gerektiğini çok iyi belirlemelidir. Zorlanmak bir çocuğu gayrete getirirken, bir diğerine yetersizlik duygusu yaşatıp onu hedeften uzaklaştırıyor olabilir. Belirlenen görev bir çocuk için uygun zorlukta olup, diğeri için çok ileri düzey bir hedef sayılabilir.

    Ergenlik öncesi okul çağından hatıra olarak çocuğa okul içindeki ve okul dışındaki yaşantıları sebebiyle şu iki mirastan biri kalır: Başarı veya aşağılık duygusu. Matematik, beden eğitimi, resim, müzik, kitap okuma fark etmeksizin çocuğun bir konuda tekrar tekrar başarısız hissetmesi onun ileriki yaşamı için girişkenliğini ve kendine güvenini zedeler. Bir beceriyi kazanmak için çalışmakta, bir işe girişmekte zorluk yaşar. Bu olumsuz duyguların zemininde bir de hatalı dini eğitim uygulamaları yatıyorsa, çocuğun ileride din ile ilgili konulara da mesafeli durmasından korkarız.

    Beklentiler Gerçekçi Olsun

    Bu muhtemel sonuçları düşününce çocuğu Sübhaneke’de takılı bırakmak alınabilir bir risk gibi görünmüyor. Bunun yerine çocuğun duayı neden geçemediğinin üzerinde durup, desteklenmesi gereken noktaları tespit etmek ve bunlar üzerinde çalışmakta fayda var. Verdiğimiz örnekte haftada bir defa mahreç talimi gören Reyyan’ın duayı neden veremediği ortada. Çözüm ise talim sıklığını artırmak. Ayrıca mahreçleri belli bir seviyeye gelene dek çocuktan dua ve sure ezberi almamak. Mahreçlerin uygulamasını ise Kur’an-ı Kerim kıraati üzerinden sürdürmek. Bu esnada müfredatta yer alan duaların mahreçli talimleri de ödev olmamak üzere çalışılarak sonraki görevlere ön hazırlık yapılabilir. Özetle çocuk duayı dört başı mamur okumaktan sorumlu tutulmadan önce, bu beklentiyi karşılayacak altyapının kendisine kazandırıldığından emin olmak lazım.

    Tüm bunlara rağmen yine tekrarlayan başarısızlık söz konusu olabilir. Çocuğun bunca hazırlığa rağmen ilerleyememiş olması, gelişimsel açıdan değerlendirilmesini gerektiriyor olabilir. Böyle bir durum ortaya çıkarsa, çocuk için başarması mümkün olan gerçekçi hedefler belirlenmelidir. Başka bazı çocukların da görevi kavramak ve benimsemek için sadece zamana ihtiyacı vardır. Zaten her çocuğun her beceriyi aynı anda edinmesi gerektiğini kim söyleyebilir ki?