İçeriğe geç
Ana sayfa » Blog » Deprem ve Ekonomi

Deprem ve Ekonomi

    Yazımızın sınırları içinde depremin manevi, sosyolojik ve psikolojik boyutuna girmeyip sadece ekonomik etkileri üzerinde duracağız. Bu noktadan deprem gerçeğine baktığımızda yılların emeği ve alın teriyle inşa edilen evlerin, zorlukla büyütülen işletmelerin, borç harç alınan iş makinaları ve araçların en önemlisi de paha biçilmez nitelikli insan kaynağının her biri açısından büyük kayıplar gerçekleştiğini görüyoruz.

    Hayatın içindeki her şey birbiriyle irtibat halindedir. Günlük hayatın içerisinde yaşanan tüm olayların ekonomik etkileri olur. Örneğin tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi sürecinde talep daralması, tedarik zincirinin bozulması gibi etkiler olduğu gibi deprem gibi doğal afetlerin de ciddi boyutlarda ekonomik etkileri yaşanıyor.

    Deprem, büyük ölçekli yıkıcı etki oluşturması sebebiyle gerek evlerin gerekse iş yerlerinin yıkılmasına veya ciddi hasar almasına neden oluyor. Yıkılan binaların altında kalan insanların hayatlarını kaybetmelerine sebebiyet veriyor. Tüm bunlar elbette can yakan, iç sızlatan ve sabır etmesi kolay olmayan hadiseler. Yazımızın sınırları içinde depremin manevi, sosyolojik ve psikolojik boyutuna girmeyecek sadece ekonomik etkileri üzerinde duracağız. Bu noktadan deprem gerçeğine baktığımızda yılların emeği ve alın teriyle inşa edilen evlerin, zorlukla büyütülen işletmelerin, borç harç alınan iş makinaları ve araçların en önemlisi de paha biçilmez nitelikli insan kaynağının her biri açısından büyük kayıplar gerçekleştiğini görüyoruz.

    Milli Bütçeye Etkisi

    Deprem sebebiyle afet bölgesinde gerek alt yapı gerekse üst yapılarda çok ciddi hasarlar var. Depremin hemen ardından işleyen süreçte öncelikle kamu kaynaklarının göçük altında kalanların kurtarılması için kullanılması ilerleyen süreçte de enkazın kaldırılması ve bir sonraki aşamada ise bölgenin yeniden imar edilmesi için kamu kaynaklarının önemli bir kısmı afet bölgesine yönlendirilmeli. Bu durumda deprem bölgesindeki ihtiyacın aciliyeti ve ehemmiyeti nedeniyle kamu kaynakları diğer bölgelerde kısıtlamaya gitmek zorunda. Ekonomi bilimi sosyal hayatın her anıyla ilgilendiği için alternatif maliyet olarak bilinen kavram üzerinden tahlil yapılması daha sağlıklı bir sonuç almaya yardımcı oluyor. Yani bir karar verildiğinde alınan karar nedeniyle vazgeçilmek zorunda kalınan en iyi alternatifin değerinden vazgeçilmeli. Sonuç olarak bir şeyi yapmanın olduğu gibi yapmamanın da bedeli var. Bu nedenle gerek araç gereç gerekse parasal olarak kamu kaynaklarının belirli bir alana yönlendirilmesi bazı üretimlerden vazgeçmek, bazı projeleri yavaşlatmak anlamına gelecek.

    17 Ağustos 1999 depremi sonrası yapılan hesaplamalara göre deprem sonrası yıkılan yerlerin yeniden imar edilmesi için gereken finansman bedeli milli gelirin %6’sı kadar. 6 Şubat 2023 tarihinde merkez üssü Kahramanmaraş olan ve on ilde yıkıma sebep olan depremin büyüklüğünün Gölcük depremine kıyasla çok daha büyük, şiddetli ve daha geniş alana yayıldığı göz önüne alındığı zaman daha fazla finansman gerektiği düşünülmekte. Önceki hesaplamalara göre düşünülürse asgari elli milyar dolarlık bir finansmana ihtiyaç olacak. Ancak alternatif maliyet bu hesaplamaya dâhil değil. Kaynakların diğer üretimler için kullanılması halinde daha fazla üretime vesile olacağı, daha fazla vergi geliri elde edileceği gibi alternatif maliyetler hesaplandığı zaman çok daha fazla bir ekonomik büyüklük ortaya çıkmakta.

    Deprem sebebiyle sadece konutlar değil aynı zamanda işyerleri, hastaneler, fabrikalar, yollar, köprüler, demir yolları, hava limanları gibi kritik altyapılar da yıkıldığı için üretimin, ürün ulaştırılmasının da zorlaşmasına ve aksamasına neden oluyor. Bu bağlamda üretimin azalması özellikle de nitelikli iş gücünün azalması gibi durumlar sebebiyle çok daha büyük ekonomik bedellerinin oluştuğu görülmekte. İş yerlerinin yıkılması işsizliği artıracak önemli bir etken olarak yine ekonomik bedellerden biri.

    Toplumsal Yapıya Etkisi

    Yaşanan her deprem toplumda yeni tecrübelere ve bilinçlenmeye vesiledir. 17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan deprem sivil toplum kuruluşlarının önemini topluma göstermişti. Van, Elazığ, İzmir gibi son yıllarda Türkiye’de yaşanan depremlerde ciddi bir yardımlaşma seferberliğinin olduğu, toplumun afet gibi durumlarda yekvücut hâline geldiği görülüyor. Oluşan bu tabloda sivil toplum kuruluşları aktif rol alıyor.

    Toplumsal seferberliğin en önemli etkisi yardımlaşma ve dayanışma faaliyetleri. Bu kapsamda deprem anından itibaren diğer bölgelerden afet bölgesine ayni ve nakdi yardımlar yapılarak afetzedelerin temel insani ihtiyaçlarının karşılanması hayati önem arz ediyor.

    Ayni Yardımların Ekonomik Yansımaları

    Doğrudan ürün ve hizmet sağlayan yardımlara ayni yardım diyoruz. Deprem sonrasında toplumda ciddi miktarda yardımlaşma faaliyetleri başladığı için üretimin artırılması ve ihtiyaç olan bölgelere sevk edilmesi konusunda etkili oluyor. Beslenme, barınma, giyim ve sağlık gibi temel insani ihtiyaçların karşılanabilmesi için toplumsal yardımlaşma faaliyetlerin artırılmasıyla piyasada bir genişleme yaşanıyor. Yaşanan deprem sürecinde afetzedelerin temel ihtiyaçlarının bir süre karşılayabilecek miktarda yardımların bölgeye sevk edildiği görüldü. Bu yardımlar yurdun hatta dünyanın her yerinden öyle bir akıyor ki bölgeye acilen lojistik merkezleri kurma ihtiyacı oluşuyor. Bu merkezlerde toplanan yardımlar ihtiyaca göre sahaya sevk ediliyor. Bu da organizasyon isteyen büyük bir iş. Afet lojistik merkezleri sayesinde afet bölgelerine gerekli yardımların ulaştırılması daha hızlı ve kolay oluyor. Bu merkezler üzerinden yapılmayan direk afetzedeye ulaşmaya çalışan kişi ve yardımlar çeşitli sorunlara neden oldukları gibi kendileri de bir anda afetin içinde çaresiz kalabiliyorlar.

    Nakdi Yardımların Ekonomik Etkisi

    Nakit parayla veya hesaba bağış yoluyla yapılan yardımlara nakdi yardım diyoruz. Ayni yardımlar depremin hemen ardından ilk dönemde oldukça önemli. Depremde dükkânların yıkılması sebebiyle üretimin ve satışın yapılamadığı bölgeye temel insani ihtiyaçların giderilebilmesi için ayni yardımların gönderilmesi elzem. İkinci aşamada ise bölgenin yeniden kalkınmasının sağlanabilmesi için nakdi yardımlar daha fazla önem kazanıyor. Bu safhada afet bölgesinde hayatın hızlıca normale dönmesi için imar edilme sürecinde nakdi yardımlara ihtiyaç duyulacak. Bu aşamada bölgede iş yapan esnaf desteklenmeli, yerel esnaftan alışveriş tercih edilmeli. İş yapan esnaf hayatını yeniden normale döndürme noktasında imkan kazanmalı. Yoğun çalışarak, hizmet veya emtia üreterek depremin oluşturacağı depresiv etkilerden korunmalı. Böylece bölgenin insanı olması nedeniyle deprem nedeniyle daha derin yara almış yakınlarına ve dostlarına destek olabilmeli. Ticari faaliyetlerinin artmasıyla yeni istihdamlar oluşmasına vesile olmalı.

    Aslolan Depreme Hazırlık

    Yardımlaşmak, yaraları sarmak, Allah Teâlâ yolunda fedakarca vermek çok güzeldir. Bununla birlikte aslolan deprem öncesi tedbirlerin alınmasıdır. Yaşanan depremler büyük oranda göstermiştir ki yapıların sağlamlığı ve depremin düşünülerek inşa edilmesi hayati öneme sahip. Ancak yine yaşananlar vesilesiyle öğrendiğimiz bir gerçek de Allah’tan korkmayanların yapıların maliyetini düşürmek ve daha fazla kâr elde edebilmek için insanların canını hiçe saymaktan çekinmediği. Malzemelerden kısılarak inşa edilen yeterli sağlamlıkta olmayan milyonluk yapıların yeni dahi olsa depremden etkilendiğini üzülerek müşahede ettik. Bu konuda denetimlerin artması başka elzem konulardandır ki önümüzdeki günlerde bu konuda sert tedbirler alınması öngörülmekte.

    Depremin ne zaman olacağını bilemiyoruz. Bu nedenle maliyeti ne olursa olsun her an deprem olacakmış gibi yapıların inşa edilmesi gerekir. Kaldı ki, depremin olacağını on dakika bile önce haberimiz olacak şekilde bir teknoloji geliştirilse bile inşa edilen yapılar sağlam olmadıktan sonra yine can kayıpları olacaktır ve konut, fabrika, dükkân gibi yerler yine yıkılacak ve ekonomik tahribat ortaya çıkacaktır.

    İnşa edilecek yapıların temel, demir ve çimento giderleri bir yapının en önemli masraf kalemlerinden. Bununla birlikte şehir altyapıları gibi görünmeyen bir özelliği haiz. Böyle olunca buna ülkemizde yeterince önem verilmemekte, bunun yerine dairelerde duvarların yaldızı, basit spot aydınlatmalar, avizeler, mutfak dolapları, tuvalet mermerleri, banyo fayansları ve duşakabin gibi unsurlar ev alım satımında ön plana çıkmakta. Bu noktada bilinçli tüketiciler de olmamız gerekiyor. Nitekim depreme dayanıklı binalar yapım aşamasında belli bir maliyeti ortaya çıkarsa da deprem sebebiyle oluşan tahribatın önüne geçmekte, en önemlisi de canların kurtulmasına vesile olmaktadır.