İçeriğe geç
Ana sayfa » Blog » Depremin Etkilerini Daha Sağlıklı Nasıl Atlatabiliriz?

Depremin Etkilerini Daha Sağlıklı Nasıl Atlatabiliriz?

    Benim 8 ve 14 yaşlarında iki oğlum var. Deprem bölgesine çok yakın olduğumuz için depremi hissettik. Hamdolsun evimiz hasar almadı ama korkusu hepimizi etkiledi. Çocuklarım deprem sonrası görüntülerden çok fazla etkilendi ve sürekli tedirgin oluyorlar. Küçük oğlum -biz izletmesek de- haberleri gece kalkıp sabaha kadar kendisi izliyor, abisi de aynı şekilde sürekli “Anne/baba size bir şey olursa ne yaparız?” gibi sorular soruyor. Geceleri uyuyamıyorlar, yanlarında yatıyorum. Bizim de korkularımız var, ondan da etkileniyor olabilirler. Bu süreci daha sağlıklı nasıl atlatabiliriz? Rabbim tekrar böyle afetler yaşatmasın, bu yaşananlardan sonra bizlere neler önerirsiniz? Aylin K.

    Değerli okurumuz, öncelikle sizlere çok büyük geçmiş olsun, ülkemizin başı sağolsun. Allah (celle celaluhu) vefat edenlere rahmet etsin, geride kalanların sabrını kolaylaştırsın. Depremler çocuklarda travma oluşturan önemli sebeplerdendir.

    Yetişkinde olduğu gibi çocukta da beyin böyle bir durumda ya savaşır ya kaçar ya da kendini kapatır, donup kalır. Bu bir çeşit şok halidir. Vücut kendini korumaya almıştır aslında. Çok miktarda stres hormonu salgılanır. Buna bağlı olarak çocuklarda -birinden diğerine değişmekle birlikte- uyku, yeme bozuklukları, ağlama atakları, öfke patlamaları, kabus görme ısrarcı davranma, alt ıslatma, ebeveynle birlikte yatma isteği vb. görülebilir. Bu davranış değişiklikleri ilk zamanlar için normaldir ancak birkaç hafta içinde giderek azalması gerekir. Yaklaşık üç ay civarında da tamamen kaybolur. Ancak geçmiyor, tam tersine artarak devam ediyorsa, yardım almak gerekir.

    “Bu travmayı yaşayan çocuklara yönelik yapılması gerekenler nelerdir?” sorusuna ise şöyle cevap vermek gerekir: Evi yıkılan, aile bireylerinden birilerini kaybeden, yaralanan, enkaz altında kalıp sonra kurtarılan ve evine, ailesine bir şey olmayıp sadece o korkuyu yaşayanları ayrı ayrı ele almak gerekir. Biz sorunuz gereği evine, ailesine bir şey olmayıp sadece o korkuyu yaşayanları ele alacağız. Diğer gruptakiler için yapılması gerekenler, bu yazıya sığdırılamayacak kadar uzun bir mevzudur.

    Çocukların travma yaşadıktan sonra duygularını ifade etmeye ihtiyaçları vardır. Ne yaşadığını, ne hissettiğini ifade etmek çocuğu rahatlatır. Önce kendi duygularınızı ifade ederek işe başlayabilirsiniz. Örneğin “Bir deprem yaşadık, ben çok korktum” dediğinizde, çocuklar “Ben de çok korktum, sanki evimiz başımıza yıkılacakmış gibi hissettim. Size bir şey olacak diye de çok endişelendim” diyebilir. Olayı konuşursak çocuklar tekrar tekrar travmatize olur diye düşünmemek gerekir. Olayın öncesi, olay sırası ve şimdi ne hissediyoruz, ne düşünüyoruz, nasıl davranıyoruz hepsi konuşulmalıdır. O zaman olayı gerçek haliyle algılamaya başlar ve normalleşme sürecine daha kolay girerler. Konuşmak istemediklerinde ise zorlamamak gerekir. Duygularını sözle ifade edemediklerinde oyunla, resimle veya yazıyla bunları dışa vurmalarına yardımcı olmak gerekir. Kas gevşetme teknikleri ya da düzgün nefes alıp verme yöntemlerini çocukla birlikte uygulamak da stresi azaltır.

    Çocuğun travmalarını atlatmasında en etkili yöntemlerden biri oyundur. Çocuk kendini oyunla ifade eder. Sekiz yaşındaki oğlunuz için küçük parça legolarından önce binalar yapması, şehir kurması, sonra deprem oldu diye yıkması, sonra tekrar yapması onun için bir sağaltımdır. Resimlerinde bunları yansıtması da yine bir rehabilitasyon yoludur. Havalar soğuk ancak mümkün olduğunca açık alanlara çıkmak, tabiatta bulunmak da çocuklar için iyileştirici olabilir. Sarılarak yatmak onu iyi hissettiriyorsa bir müddet yapılabilir, alışkanlık haline getirilmemelidir. Sürekli izlenen haberlerin veya canlı yayınların ailede hiç kimseye bir faydasının olmadığı, herkesi ne kadar derinden etkilediği ve üzdüğü konuşulmalı, bunlara birlikte sınırlama getirilmelidir.

    Hem yetişkinler hem de çocuklar için psikolojik sağlamlık, içinde bulunduğumuz topluma yardım etmekle mümkündür. Çocuğu yaşına göre koli yerleştirme, taşıma, yükleme vb. faaliyetlerle yardım edebileceği alanlara yönlendirmek gerekir. İçinde bulunduğu toplumla dayanışma içinde olmak, onlara destek olduğunu hissetmek çocuğu da iyileştirir.

    Dünyanın en gelişmiş ülkelerinin bile böyle bir afet karşısında bir anda çözüm üretip, bu kadar insanın ihtiyacını aynı anda karşılanamayacağı çocuklarla konuşulmalıdır. Böyle büyük bir depremde baş organizatörün devlet olduğunu, devlet ile uyum içinde elimizin erdiği, gücümüzün yettiği gayreti göstermemiz gerektiği çocuklara bizzat yaşayarak gösterilmelidir.

    Çocuğun duyguları ebeveynin duygularıyla paralellik gösterir. Ebeveynin kendini iyi hissetmesi çocuğa da güven verir, kendini iyi hissetmesini sağlar. Biz kendimizi ne kadar çabuk toparlar ve iyi hissedersek, çocuklarımız da kendilerini o oranda iyi hissedeceklerdir.