İçeriğe geç
Ana sayfa » Blog » Evlerde Küçük Kazalar ve Beklenmedik Acılar

Evlerde Küçük Kazalar ve Beklenmedik Acılar

    Kapıya Sıkışma: Evlerde başımıza gelen kazaların çeşitleri ufak tefek sakarlıklarla açıklanabilir. Bunların birçoğu da milyon kere yaptığımız bir işin, küçük bir dikkat hatasıyla kazaya dönüşmesinden oluşmaktadır. Ev kazalarında en sık karşımıza çıkan vakalar ise “kapı”yla yaşanır. Kapı kapanırken parmaklarımızın arasında kalması ihtimali hiç aklımıza gelmese de başımıza gelir. Daha çok çocukken yaşanan bu kaza öyle bir acıdır ki yıllar geçse de unutulmaz ve dolap kapağı olsun oda kapısı olsun, her kapı kapatışımızda aklımıza gelir. Özellikle araba kapısına parmaklarını sıkıştırmamış çocuk, üzüntüden baygınlık geçirmemiş ana baba yoktur. Sırf bebeklerin parmakları sıkışmasın diye “parmak sıkışması engelleyici” adı altında kocaman bir sektör oluşmuştur. Her ne kadar çeşitli önlemler alınıyor olsa da kapının aralığına tutunan o küçük parmakların çok yanlış zamanda, çok yanlış yerde olmasının acısı kaçınılmaz olur ve bu da insan kaç yaşında olursa olsun içine oturur.

    Yanıklar ve Kesikler: Yanık ve kesikler, evlerde sık yaşanan kazardandır. Olay yerinin genellikle mutfaklar olduğu bu kaza türlerinde de yine dikkatsizlikle doğru orantılı olarak sakarlıklar meydana gelmektedir. Soğan doğrarken birden akla gelen faturanın son ödeme tarihi ya da balık ayıklama adına kendini yaralayan amatör ruhlu şeflerin anlık dikkatsizliği, küçük çaplı kan dökülmelerine sebebiyet verebilir. Mikserlerin yıkanması esnasında, teneke konserve kutuların açımı sırasında ya da bulaşık makinesinden çıkan çatalın ucunda, her an her yerde gerçekleşebilen kazalardır bunlar. Delici ve kesici olan tüm mutfak malzemelerinin topyekün savaş ilanı olarak da görülebilir bu durum. Mutfaklar evin hararetli alanlarıdır. Evlerde yanık vakaları da en çok buralarda gerçekleşir. Mutfak gireni terleten, “Hamdım, piştim, yandım” düsturuyla eğiten de bir yerdir. Ocak başında yemek yetiştirme ya da çay, kahve koyma telaşıyla dökülmeler, taşmalar, yanmalar olasılık dahilinde olabilmektedir. Profesyonel olmayan bünyelerin tavayı kızdırıp alevli şova dönüştürme hevesi de hüsranla sonuçlanmaktadır. Mutfak şakaya, şova, sorumsuzluğa gelmeyecek bir yer olduğu için yanmadan, yakmadan, sakin sakin çalışılması gereken alanlardandır.

    Zehirlenmeler ve Elektrik Çarpmaları: Ev kazalarının en acı verici, en tehlikeli olanları ise zehirlenme ve elektrik çarpmalarıdır. İkisi farklı kategorilerde gibi gözükse de ortak bir sebepten kaynaklanır, o da “merak”. Bu kazalarda merak unsuru tehlikeli bir tetikleyici olur. Zehirlenmelerin birçoğu da meraka eşlik eden “Bir şey olmaz” rahatlığı nedeniyle yaşanmaktadır. Üstünde yazısı olmayan şişeleri koklamak, içmek; şekerlemeye benzeyen ilaçları yutmak, tarihi geçmiş yiyecekleri “Aman ne olacak canım” diyerek yemek gibi davranışlar, bu birşey olmazcılığa örnektir. Evlerimizde dondurma kabına arap sabunu, pet şişeye çamaşır suyu koyma gibi hayal gücünü zorlayan saklama yöntemleri çoğu kazanın sebebidir. Özellikle çocukların ulaşabileceği tüm raf ve dolaplar bu tip merak uyandıran kimyasallardan uzak tutulmadığında zehirlenme olayları görülmektedir. Bir diğer vaka olan elektrik çarpması ise prizler ve elektronik aletlerin içlerini merak etme ya da tamir etme gibi “Bir şey olmaz ya, ben hallederim” iddialarıyla başımıza gelir. Buradaki iddia sahibine yapılacak en güzel yardım ise şalterleri kapatmak olacaktır. Evlerimizde küçük büyük tüm kaza ve belalardan korunmak için sadaka vermek de tabii ki unutulmamalıdır.

    Serçe Parmak Çarpması: Ayağımızda bulunan küçük ve sevimli serçe parmağımız sessiz sedasız kendi halinde yaşayıp giderken; kapının, sehpanın, yatağın kenarına çarptığında birden tüm hücrelerimizde varlığını hissederiz. Hiç beklemediğimiz yerden gelen bu acı, tüm gün uyuşma ve zonklama şeklinde devam eder. İnsanın küçücük gördüğü şeylerin ne kadar büyük önem arz ettiğini idrak ettiğimiz bu küçük kazalar, canımızın tatlılığını da bizlere hatırlatır. Özellikle aceleyle, düşünmeden atılan adımların sonucu olan bu kazanın acısı, varoluş sancısıyla da örtüşmektedir. Küçücük bir serçe parmağın ne büyük acılara sebebiyet verebildiğini gösteren bu türden bir kaza, biz fanileri tefekküre sevk eden ibretlik bir meseledir. Bu bakış acısı(!) serçe parmakların kadrini kıymetini bilmeye, bedenimizdeki her bir hücrenin parçalardan bütüne dönüşmesine ve dahi bizi ayakta tutmasına yakinen şahitlik ettiğimiz muazzam anların farkındalığını oluşturur.