İçeriğe geç

Geceleri Endişeden Uyuyamıyorum Çözüm Nedir?

    Ben 43 yaşındayım, uzun zamandır uykusuzluk problemiyle yaşıyorum. İki oğlum var. Onların geleceği için sürekli kaygılanıyorum. Geceleri yastığa kafamı koyduğumda sürekli endişeleniyorum, çocuklarıma ve eşimin başına gelebilecek olası durumları düşünürken uykularım kaçıyor. Kendimi başka şeylerle meşgul etmeye çalışıyorum, dua ediyorum ama yine düşüncelerime engel olamıyorum. Uykusuz kaldığım her gecenin sabahı da enerjim çok düşük oluyor ve sürekli negatif biri haline geliyorum. İlaç kullanmak istemediğim için bitki çayları içsem de bir çaresini bulamıyorum. Bazen sadece hiç düşünmeden uyuyabilmenin hayalini kuruyorum. Bunun için ne yapabilirim? Yardımcı olursanız sevinirim.

    Esra A.

    Probleminizi birçok açıdan ele almak mümkün. Düşüncelerinizin nasıl başladığı, bir tetikleyicinin olup olmadığı, gün içinde aklınıza böyle düşüncelerin gelip gelmediği, bunlarla mücadele etmek için kullandığınız stratejiler gibi detayları da bilmek gerekli.

    Kaygı, bizleri tehlikelerden koruyan, güvenli bir yaşam için olmazsa olmaz bir duygudur. Ancak bazı insanlarda kaygı seviyesi çok yüksektir ve normalde tehlikeli bir durumun varlığı olmaksızın da kaygılanabilirler. Sebebe bağlı kaygı durumuna örnek olarak lunaparktaki çok yükseklere çıkan aletlere bindiğimizde yaşadığımız hissi gösterebiliriz. Böyle bir durumda hepimiz kaygılanırız; “Ya düşersem, alet bozulursa, elektrikle ilgili bir sorun olursa, kemerim çözülürse” gibi sorular aklımızdan geçer. Hatta bu düşünceler hızlı kalp atışı, nefes darlığı, baş dönmesi ve benzeri fizyolojik sonuçlar doğurur. Bunlar, vücudumuzun savaş-kaç tepkileridir. Bir nevi, “Bir tehlike var, ya savaşmalı ya da kaçmalısın” der vücudumuz.

    Bizler bu seviyedeki bir kaygıyı olumsuz bir durum yaşanmadan, sadece “yaşanma ihtimalini” düşündüğümüzde hissetmeye başlarsak o zaman da kalp atışımız hızlanır, nefes darlığı yaşarız ya da başımız döner. Bu, vücudumuzun dışarıda somut bir tehlike/yüksek oranda bir tehlike olmaksızın yüksek kaygı seviyesiyle aynı tepkileri verdiğini gösterir.

    Gördüğünüz gibi iki durumda da vücut savaş-kaç tepkisi vermeye başlamıştır. Ancak aralarındaki fark birinde gerçek bir tehlikenin varlığı, diğerinde tehlikeli duruma ilişkin düşüncelerdir.

    Bahsettiğiniz durumda, siz uyumak isterken vücudunuz savaş-kaç tepkisi veriyor gibi görünüyor. Bir insan savaşmak ya da kaçmak zorundaysa nasıl uyuyabilir ki? Size tavsiyem, önce şu soruya cevap vermenizdir: Eşim ya da çocuklarım şu anda gerçekten tehlikede mi? Eğer öyleyse bunun için bir şey yapmalısınız. İkinci sorunuz ise şu olabilir: Yaptığım bu eylem (uyumamak) onları tehlikeden korumaya hizmet ediyor mu?

    Ailenizi tehlikelerden korumak şöyle dursun, eğer uykunuzu almadığınız için araç kullanırken dikkatinizi toplayamazsanız yahut enerji düşüklüğünden dolayı çocuğunuzun bir ihtiyacını gideremezseniz bu durumda siz onları gerçekten bir tehlikeyle karşılaştırmış olursunuz.

    Kaygının beslendiği nokta belirsizliklerdir. “Acaba?”, “Ya … olursa?” gibi sorular belirsiz durumların en kötü ihtimallerinden kaygı duymanıza sebep olur. Ancak günlük hayatta pek çok belirsiz durumla karşılaşırız. En basitinden, bu akşam uyuyacağız ancak yarın uyanamayabiliriz. Peki bu belirsizlik neden uykularımızı kaçırmıyor? Bir noktada elimizden gelen kısım için her şeyi yaptığımızdan eminsek geri kalan kısmı kontrol edemeyeceğimizi kabul etmeliyiz. Tevekkül etmek bu noktada imdadımıza yetişen bir tutumdur.

    Keşke hayatta hep olumlu şeyler yaşasak, hiçbir şey için kaygılanmamıza gerek olmasa. Ancak hayatın iyi-kötü tüm ihtimalleri içeren bir olgu olduğunu, yaşayacağımız olumsuzluklarla baş etmek için yeterli kaynağınız olduğunu da unutmayın.

    Son olarak uzun süren uyku problemleri, yüksek seviyelerde kaygı gibi problemler psikoterapi desteği gerektirebilir. Bu problem günlük hayatınızı çok fazla etkilemeye başlarsa muhakkak bir yardım arayışına girmenizi öneririm.