İçeriğe geç

İfade Özgürlüğü Ama Ne Kadar?

    Demokratik sistemlerin en önemli söylemlerinden biri ifade özgürlüğü. Bu kavram Türkiye’de her ne kadar daima istismar edilse de, aslına bakıldığında Türkiye’nin Avrupa’ya kıyasla ifade özgürlüğü hususunda daha iyi bir noktada olduğunu söylememiz gerekiyor. Birileri bu iddiaya gülebilir. Fakat kendilerini demokrasinin beşiği olarak tanımlayan Batı toplumlarında, özellikle Müslümanların kendilerini ne ölçüde ifade edebildiklerine baktığımızda ifade özgürlüğünün farklı olana karşı hayli sınırlanmış olduğunu görmüş oluruz.

    Ancak ne hikmetse, Türkiye’de terör örgütlerine destek veren açıklamalara cesurca imza atanlara yahut devletin güvenliğini tehdit edecek, provakatif haberler yayınlayan kuruluşlara yönelik bir girişimde bulunulduğu zaman, derhal fikir ve ifade özgürlüğü meselesi gündeme getiriliyor.

    Göçmen meselesinde de durum tuhaf. Bu konu son dönemde birileri tarafından kaşınmaya çalışılıyor. Elbette bir problem olduğu aşikâr. Fakat konunun üzerine gidenlerin gayesi problem çözmek değil, siyasî ve toplumsal kırılmanın fitilini ateşlemek. Gezi olaylarını hatırlayın. Taksim’deki birkaç ağacın yer değiştirilmesini bahane ederek ortalığı ayağa kaldıran gruplara uluslararası yayın organları çanak tutmuş, Türkiye yangın yerine dönüştürülmeye çalışılmıştı. Şimdi benzeri bir girişimle sığınmacılar üzerinden fay hatları oluşturulmaya çalışılıyor.

    Bu durum karşısında provakatif haberler yaptıkları için Almanya hükümetinin finanse ettiği Deutsche Welle Türkçe ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından finanse edilen Voice of Amerika (VOA) medya kuruluşlarına Türkiye’de erişim engeli getirildi. Bu karar üzerinden Türkiye’de ifade ve fikir özgürlüğünün olmadığını söylemek en hafif ifadeyle abes olur. Türkiye’deki tavrın bir ifade özgürlüğünü kısıtlama meselesi olup olmadığını anlamak için aynı olayın Avrupa’da veya ABD’de gerçekleştiğinde ne olacağına bakmak lazım. Batı’nın bu konudaki karnesi malum. Dolayısıyla bu konuda söz söyleme hakları yok.