İçeriğe geç
Ana sayfa » Blog » Muhabbet Fidanının Meyvesi Nedir?

Muhabbet Fidanının Meyvesi Nedir?

    İnsanoğlu, hayatın endişe ve kaygılarına karşı en büyük teselliyi Allah’a (celle celaluhu) imanda bulur. İman kişiyi nefsine, ailesine ve topluma kötülük yapmaktan, eziyet etmekten alıkoyar. İnsanlığın geneli dünyanın renkli ve şaşaalı görüntüsüne kapılıp bozulmuş olsa dahi inanan kişi istikametten sapmaz.

    İstikamet üzere olmayı şiar edinmiş tasavvuf erbabının yaşadıkları bölgelere bakıldığında, öncelik verdikleri tek şeyin insanların ilahi rızaya uygun bir şekilde yaşayıp bir arada kalmalarını sağlamak olduğu görülür. O gönül ehli zatların ideolojik düşünce veya maddi çıkar hesapları olmadığından, onların etrafındaki insanlar birbirlerine çabuk alışır, kardeşlik bağları çok güçlü bir şekilde kurulur ve toplum içerisinde de kuvvetlenerek devam eder. Hatta üzerinden asırlar geçse dahi o bağlardan izlerle karşılaşılabilir.

    Gelin, size bunun bir örneğini anlatayım. İbnü’l-vakt bir gün kendisine lazım olan bir bilgiye ulaşmak için Osmanlı arşivlerinde araştırma yaparken bir belge dikkatini çeker. Belge Osmanlı halifesine yazılmış bir mektuptur. Mektupta şöyle yazar: “Bizler Basra körfezinde, sahil şeridinde bulunan ve ehli-i sünnete mensup yaklaşık iki yüz bin kişiyiz. Zamanında buraya Mevlana Halid-i Bağdadi’nin bir halifesinin gelmesi ile bölgemizin insanı tasavvufu çok benimsemiştir. Her gün yapılan dua ve hatme-i haceganda, Osmanlı halifesine dua ederiz.”

    “Toprağın Altında Hala Tasavvuf Közleri Vardır”

    Mektubu okuyan İbnü’l-vakt’i oraya gitme merakı sarar. Meseleyi arkadaşlarına anlatır. Onları da yanına alarak Basra körfezine doğru yola çıkarlar. Uzun ve meşakkatli bir yolculuktan sonra körfeze varırlar. Tahmin edilemeyecek derecede yüksek hava sıcaklığı karşısında bir camiye sığınırlar. Cami hocası, gelenlerin yabancı olduklarını görünce onlara şerbet ikram eder ve tanışırlar. İbnü’l-vakt ve arkadaşları tasavvuf ehli olduklarını ve sadece ziyaret için geldiklerini söylediklerinde, cami hocası bundan çok ama çok memnun olur. Öyle bir yakınlık, öyle bir sıcaklık gösterir ki Basra körfezinin sıcaklığı bile hafif kalır. Uzun zaman görüşmeyen iki kardeş gibi tekrar sarılıp hasret giderirler. Sonrasında, ziyaret sebebi olan arşivdeki o mektuptan konu açılır. Cami hocası, o çevrede bulunan alim ve bilgin insanları toplar, meseleyi anlatır. Gelenler içerisinde bulunan bir tarihçi şöyle der: “Asırlar önce burası adeta tasavvuf irfan merkezi halindeydi. Yakın zamana kadar da izleri vardı. Yirmi seneden fazla oldu, unutulmaya yüz tuttu. Ancak bu küllenmiş toprağın altında hala tasavvuf közleri vardır. Birilerinin gelip üstümüzdeki küllere üfürmesi gerekiyordu, Allah sizi gönderdi.” Bu sözler üzerine İbnü’l-vakt ve arkadaşları duygulanır, ziyaretleri arttırmak üzere sözleşip oradan ayrılırlar.

    İşte, aziz dostum! Bir gönül ehlinin asırlar önce diktiği muhabbet fidanının meyvesi bugün İbnü’l-vakt ve arkadaşlarının karşısına çıktı. O tasavvuf erbabının hiçbir karşılık beklemeden insanlara inancı ve ahlakı anlatması, onlarla manevi bir bağ kurması, o toplumun bozulmadan günümüze kadar ulaşmasına vesile oldu. Allah Teala bizleri istikamet üzere olan gönül ehli zatlardan ayırmasın.

    Muhabbet Fidanının Meyvesi Nedir Videolu Anlatım